Skip to main content
It looks like you're using Internet Explorer 11 or older. This website works best with modern browsers such as the latest versions of Chrome, Firefox, Safari, and Edge. If you continue with this browser, you may see unexpected results.

7. Ulusal Açık Bilim Konferansı ve OpenAIRE Advance Çalıştayı / The 7th National Open Science Conference and OpenAIRE Advance Workshop: Hakkında

7. Ulusal Açık Bilim Konferansı ve OpenAIRE Advance Projesi Çalıştayı'nın Ardından

7. Ulusal Açık Bilim Konferansı ve OpenAIRE Advance Çalıştayı, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) ev sahipliğinde YÖK, TÜBİTAK ve Hacettepe Üniversitesi işbirliği ile 19-20 Kasım 2019 tarihleri arasında Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi, Konak, İzmir’de 454 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. Üniversite rektörleri, akademisyenler, araştırmacılar, yayıncılar, kütüphaneciler, dergi editörleri, araştırma ofisi çalışanları ve fon sağlayıcı kurumların temsilcilerinin katıldığı konferansı 110 kişi ise web üzerinden takip etti.  

7. Ulusal Açık Bilim Konferansı ve OpenAIRE Advance Projesi Çalıştayı açık erişim, açık bilim ve açık veri konularında farkındalık yaratmak ve Türkiye’de açık bilim politika, strateji, mevzuat, alt yapı ve hizmetlerinin Avrupa Birliği (AB) ile uyumlu olmasına destek vermek; ülkemizde özellikle YÖK ve TÜBİTAK Başkanlıkları tarafından yapılan ve planlanan çalışmalar konusunda bilgi paylaşımında bulunmak, gelinen noktaları tüm paydaşlarla değerlendirmek amacıyla “Sürdürülebilir Açık Bilim ve Açık Bilgide Eşitlik” teması ile düzenlendi.

Açılış Konuşmaları:

“7. Ulusal Açık Bilim Konferansı ve OpenAIRE Advance Çalıştayı”nın açılış konuşmaları İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı Gültekin Gürdal, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran ve YÖK Yürütme Kurulu Üyesi ve YÖK Açık Bilim Komitesi Başkanı Prof. Dr. Naci Gündoğan tarafından yapıldı.

Açılış konuşmaları videosuna erişmek için TIKLAYINIZ.

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı Gültekin Gürdal açılış konuşmasında, daha güzel bir gelecek için harekete geçme zamanı olduğuna dikkat çekerek, bir yıl içinde dünyada ve Türkiye’de açık bilimle ilgili son gelişmeler üzerinde durdu ve neden özellikle bu konu üzerinde çalıştıklarına vurgu yaptı. OpenAIRE Advance projesinin Türkiye ortağı olduklarını belirterek proje ile ilgili bilgiler paylaşan Gürdal, harekete geçmek için üniversitelerin akademik çıktılarını eksiksiz olarak akademik arşivlerine koymaları ve arşivlerinin OpenAIRE’de harmanlanmasının sağlanması, veri yönetimi ile ilgili çalışmalar yapılması, Türkiye Açık Bilim Eylem Planı ve Ulusal Açık Bilim Politikasının oluşturulması gerektiği konularına dikkat çekti. Gürdal, açık bilimin bir devrim olduğunu söyleyerek iş birliği ve güç birliği etme zamanı olduğunu vurguladı. 

Sunuma erişmek için TIKLAYINIZ. 

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran açılış konuşmasında, insanoğlunun 200 bin yıldır ölümsüzlüğü aradığını, biyolojik olarak bunun mümkün olmaması nedeniyle de bıraktığı izlerle, yarattığı eserlerle bunu mümkün kılmaya çalıştığını ifade etti. Alın terinden akıl terine göç eden bir dünyayı yaşadığımızı belirten Baran, dünyada tam anlamıyla adaletin sağlanabilmesi, dünyanın her köşesinde yaşayan çocukların ve gençlerin insanlık tarihinde fark yaratacak işler yapabilmesi ve küresel anlamda yaşanan problemlere kalıcı çözümler üretilebilmesi için bilginin açık ve eşit bir şekilde tüm dünyada yaygınlaşması ve kullanıma açılması gerektiğini vurguladı. Bilim insanlarının eğitimlerini ödenen vergiler ve devletin sağladığı finansal imkanlarla aldıklarını, bilimsel araştırmaları ve çalışmalarını tümüyle kamu kaynakları ile gerçekleştirdiklerini, öğrencileri kamu kaynakları ile yetiştirdiklerini, araştırma projelerini kamu kaynakları ile fonladıklarını dolayısıyla ortaya konulan bilimsel üretimin de herkese açık olması gerektiğine dikkat çeken Baran, bilgiye ulaşıldığı ölçüde bilginin sahibi, bilgiye sahip olunduğu ölçüde yeni bilgiyi üreten bir toplum olmaya devam edilebileceğini belirtti.

YÖK Yürütme Kurulu Üyesi ve YÖK Açık Bilim Komitesi Başkanı Prof. Dr. Naci Gündoğan, YÖK Başkanı tarafından 2018-2019 eğitim ve öğretim yılının dijitalleşme ve açık erişim/açık bilim yılı olarak belirlendiği ve bu çerçevede öncelikle Açık Bilim çalışma grubu kurulduğunu ifade ederek açık bilim konusunda yapılan çalışmaları anlattı. Açık bilim konusunda atılacak somut adımlarla ilgili üniversitelere genelge gönderildiği ifade eden Gündoğan, açık bilim politika çerçeve örneğinin hazırlanarak üniversitelerle paylaşıldığını ve hemen hemen tüm üniversitelerin açık bilim politikası olduğunu açıkladı. TÜBİTAK ile birlikte çalıştıklarını ve TÜBİTAK’ın da açık bilim politikasını deklare ettiğini söyleyen Gündoğan, üniversitelerdeki arşiv sayısının 170’e ulaştığını ancak sadece kurulumun yetmeyeceğini içinin de doldurulması gerektiğini vurguladı. Araştırma üniversitelerinin performans izleme kriterleri içerisine yayınların açık erişim ve tezlerin açık erişim yüzdesi olmak üzere açık erişimle ilgili iki kriter konduğunu söyleyen Gündoğan, 11. Türkiye kalkınma planına açık erişim altyapılarına uyumun sağlanması ile ilgili bir hüküm konduğunu da belirtti ve tüm bu konuların Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile 2020 programının içerisinde de yer aldığını belirtti. Bundan sonra neler yapılabileceği ile ilgili olarak açık ders malzemelerinin yaygınlaşmasını önemsediklerini, Türkiye’deki üniversitelerin Dijital yeterlilik haritasını çıkaracaklarını ve sonucuna göre eğitimler uygulanacağını ifade eden Gündoğan, Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) ve açık erişim ile ilgili çalışmalar yapacaklarını duyurdu. Açık Bilim çalışma grubunun yanı sıra “Araştırma Verisi ve Açık Veri Türkiye Görev Gücü” adı altında alt çalışma grubu kurulacağını, üniversitelerde veri yönetimi konusunda uzman bir kurul olacağını ve üniversiteleri bu konuda eğitmek istediklerini açıklayan Gündoğan, bu konuda TÜBİTAK ile güçlerini birleştireceklerini ifade etti. 

Sunuma erişmek için TIKLAYINIZ

EUA Açık Bilim Uzman Grubu Başkanı Prof. Jean-Pierre Finance, “Açık Bilime Geçiş Sürecinde Avrupa Üniversiteleri için Zorluklar ve Yollar” başlıklı sunumunda; Avrupa Üniversiteler Birliği hakkında bilgiler vererek açık bilimde birtakım hedefler, beklentiler ve zorluklar olduğunu söyledi. Açık bilimin yeni bir araştırma yapma yolu olduğunu ifade eden Finance, Açık bilimin henüz tamamlanmadığını, uzun bir geçiş döneminde olunduğunu, klasik bir yayıncılık anlayışından açık bilim vizyonuna geçilmeye çalışıldığını belirtti. Açık bilimin tüm araştırma döngüsüne açıklık ilkelerini getirmeyi, paylaşmayı ve işbirliğini geliştirmeyi amaçladığını vurgulayan Finance, Açık bilime geçişin ortak bir sorumluluk olduğunu ve tüm ana aktörleri birleştiren ortak bir yaklaşım gerektirdiğini söyledi. Avrupa Üniversiteler Birliği olarak açık bilimi geliştirmeyi amaçladıklarını ve bu yönde çalışmalar yaptıklarını ifade eden Finance, 2019 yılında açık bilim ile ilgili yaptıkları anket sonuçlarını paylaştı ve araştırma değerlendirmelerinin açık bilimi destekler biçimde gözden geçirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Sunuma erişmek için TIKLAYINIZ

Açılış konuşmalarının ardından; davetli  konuşmacıların yer aldığı hatıra fotoğrafı çektirildi.

Soldan sağa: Prof. Dr. Altuğ Özpineci, Arş.Gör. Marina Angelaki, Dr. Paolo Budroni, Prof. Dr. Şebnem Burnaz, İlkay Holt, Prof. Dr. Yaşar Tonta, Öğr. Gör. R. Orçun Madran, Prof. Dr. Şirin Tekinay, Gültekin Gürdal, Prof. Dr. Naci Gündoğan, Prof. Dr. Yusuf Baran, Öğr. Gör. Dr. Ahu Pakdemirli, Prof. Dr. Sezer Şener Komsuoğlu, Prof. Dr. Abdullah Atalar, Prof. Jean-Pierre Finance,  Prof. Dr. Gamze Tanoğlu, Prof. Dr. Alper Baba, Paola Masuzzo

Oturum 1 - Oturum Başkanı: Prof. Dr. Sezer Şener KOMSUOĞLU - YÖK Başkan Danışmanı / EUA Araştırma ve İnovasyon Komitesi Üyesi

Oturum 1 videosuna erişmek için TIKLAYINIZ

Küresel Dağıtılmış Açık Araştırma ve Eğitim Enstitüsü’nün (IGDORE) bağımsız araştırmacısı, veri bilimci ve açık bilim Savunucusu olan Paola Masuzzo, “Açık Bilim: Göründüğünden Daha Fazlası” başlıklı sunumunda; açık bilimin yeni bir yol olduğuna dikkat çekerek, açık bilimin geleceğin bilimi olduğunu, sürdürülebilir gelecek için açık bilime ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Araştırma mükemmeliyetini bir kenara bırakarak sorumlu ve kapsayıcı araştırmadan konuşulmaya başlanması yani değerlere odaklanılması gerektiğini söyleyen Masuzzo, araştırma mükemmeliyetinin güç yapılarındaki önyargıları güçlendirdiğini, çeşitliliği azalttığını ve akademide birçok katılımcıyı dışarda bıraktığını ifade etti ve modern bilimin ortaya çıkardığı eşitsizlikleri ortadan kaldırmak için kapsayıcı bilime ihtiyaç olduğunu söyledi. Akademisyenler için en yüksek etki faktöründen konuşmak yerine, mutlu musun sorusunun daha önemli olduğunu düşündüğünü belirten Masuzzo, DORA bildirgesinin sadece imzalanmasının yeterli olmadığına, uygulandığından emin olmak için kurumların yükseltme kriterlerinde revizyona ihtiyaç olup olmadığına bakmaları gerektiğine dikkat çekti. Bilimin başka dillerde de yayınlanması gerektiğini ifade eden Masuzzo, bilimde çeşitlilik için araştırma değerlendirme ve fon sistemlerine farklı dillerin de dahil edilmesi gerektiğini belirtti ve bilimin yaygınlaştırılması için ülkenin dili ve kültürü göz önünde bulundurularak yayın yapılmalı dedi. Açık bilimden kapsayıcı bilime geçişin önemine dikkat çeken Masuzzo, kapsayıcı bilimde eşitlik, çeşitlilik ve katılım konularına vurgu yaptı ve genç akademisyenlere “açık bilimi kucaklamaktan korkmayın, her adım önemlidir” mesajı verirken, uzun yıllardır çalışan akademisyenlere de açık bilimi destekleyerek, açık erişim yayınlar yaparak genç akademisyenlere iyi birer örnek olmaları konusunda çağrıda bulundu. 

Sunuma erişmek için TIKLAYINIZ

Uluslararası Projeler ve Değişim Yönetimi’nden sorumlu Viyana Teknik Üniversitesi Kütüphanesi personeli, TU-Wien’de bulunan EOSC Sekreteryası ve Araştırmacı Katılımı alt görev üyesi, Viyana Üniversitesi Danışmanlık Ortağı, H2020 Projesi EOSC Ayağı Dr. Paolo Budroni, "Avrupa Açık Bilim Bulutuna (EOSC) Doğru: Yerli Altyapılar için Yerel Temelde Yansımalar" başlıklı sunumunda Kasım 2018'de Avrupa Komisyonu tarafından başlatılan Avrupa Açık Bilim Bulutu (EOSC) ile ilgili bilgiler verdi. Avrupa veri altyapısı kurmayı, yüksek kapasiteli bulut çözümlerini entegre etmeyi, neticede bu hizmetlerin kamu sektörünü ve sanayiyi kapsayacak şekilde genişletmesini öngören Avrupa Açık Bilim Bulutu (EOSC) nda sürdürülebilir işbirliğine dayalı dijital ekosistemlerin geliştirilmesi, dijital tek pazar, veri kültürü, araştırma veri hizmetleri, mimarlık ve finansman,  yönetişim modelleri, Pan Avrupa girişimleri, altyapıları ve kuruluşları gibi konuların ele alındığını ifade eden Budroni, EOSC’un 1.7 milyon Avrupalı araştırmacıya disiplinler arası veri depolama, yönetim, analiz ve yeniden kullanım için ücretsiz, açık hizmetler sunan bir ortam sağlayacağını belirtti. EOSC’un çok dinamik bir süreç olduğunu vurgulayan Budroni, mevcut altyapılarla birlikte nasıl işleyeceği gibi konularda paydaşların dahil edildiği, Einfra Central, EOSC Hub ve direkt bu çaba ile doğrudan ilgili OpenAIRE projesi gibi yaklaşık 50 civarında proje olduğunu ifade etti. EOSC’un inşa sürecini desteklemek için Türk kuruluşlarına da davette bulunan Budroni, yapılabilecekleri ise şu şekilde sıraladı: Bu konuda çalıştaylar düzenlemek, EOSC süreçlerinde ortak terminolojiler için doğru ortamın oluşturulmasını sağlamak ve geliştirilmesine katkıda bulunmak, araştırma ve fon kuruluşlarını bu yapının içine çekmeye çalışmak vb.

Sunuma erişmek için TIKLAYINIZ

AB Açık Bilim Politika Platformu Başkanı Doçent Eva M. Méndez Rodríguez, “İspanya’da Açık Bilim: AB Bağlamında Zorluklar ve Girişimler” başlıklı sunumunda açık bilimin yapıtaşlarının araştırma bütünlüğü, araştırma altyapıları ve ödüllendirme sistemleri olduğunu ifade etti. Etki faktörünün mutluluk faktörüne dönüşmesiyle paylaşmanın çok daha kolay olacağını, anahtar kelimenin cömertlik olduğunu belirten Rodríguez, bilimin evriminin anahtarının sadece kariyer yapmak ve yayın yükü olmadığını tam tersine cömert olmak ve cömertlik ilkesi ile ilerlemek olduğunu söyledi. Açık bilimin çekici hale getirilmesi gerektiğini savunan Rodríguez, açık bilimin kültürel bir değişim olduğunu ve politikalar ile zorunlu kılınması, teşviklerle ödüllendirilmesi, topluluklarla normatif hale getirilmesi, kullanıcı arayüzleri / uygulamalar ile kolaylaştırılması ve altyapılarla mümkün kılınması gerektiği konularına vurgu yaptı. İspanya da bütün yayınların açık erişim arşivlerinde saklanacağını belirten bir Ulusal plan olduğunu ancak verilerle ilgili olarak araştırma verilerini içerebilirler veya içermeyebilirler maddesinin yer aldığını ifade eden Rodríguez, İspanya’da fonlu araştırmalar için açık bilimi nasıl motive edebilecekleri ve küreselleştirebilecekleri ile alakalı 2019-2022 Stratejik planlarının olduğunu söyledi. Açık bilimi özendirmek için Türkiye’de olduğu gibi İspanya’da da bir Açık Bilim Komisyonu olduğunu belirten Rodríguez, tam kapsamlı bir politikalarının olmadığını ve alınacak daha çok mesafe olduğunu söyledi. Rodríguez, muhtemelen diğer ülkelerde de olduğu gibi İspanya’da da makale işlem ücretlerine ne kadar ödendiğinin tespitinin çok zor olduğunu sözlerine ekledi.

Sunuma erişmek için TIKLAYINIZ

Yunanistan Ulusal Dokümantasyon Merkezi’nde (EKT) Araştırma Görevlisi olan ve OpenAIRE politika görev gücünü koordine eden Marina Angelaki, "Açık Bilim Politikalarını Tasarlamak"  başlıklı sunumunda açık bilim politikası tasarımında Türkiye’deki kuruluşlarla işbirliği içinde olduklarını ifade ederek konuşmasına başladı. OpenAIRE’in altyapı projesi olmasının yanı sıra politika konularıyla da ilgili olduğunu söyleyen Angelaki, altyapılar ve politikaların aynı madalyonun farklı yüzlerini olduğunu, açık bilimin unsurlarını güçlendirdiğini vurguladı. Politika görev gücünün 2016 yılında oluşturulduğunu ve Yunanistan Ulusal dokümantasyon merkezinin koordinasyonunda ilerlediğini ifade eden Angelaki, çalıştıkları konuları ise şu şekilde sıraladı: Açık bilim politikalarında bilinç oluşturmaya çalışmak, kapasite geliştirmek ve yeterlilikleri zenginleştirmek, bilgi alış verişi ve iyi uygulamalar vb. Nihai hedeflerinin açık bilim ve açık erişim politikalarını hem güçlendirmek hem de uyumlaştırmak olduğunu ifade eden Angelaki, her kurum ve fon kuruluşunun kendi politikalarını oluşturmasının ve kendi ihtiyaçlarına en uygun politikaları benimsemelerinin önemine dikkat çekerken, araştırmacılar için açık bilim uygulamalarını benimsemeyi kolaylaştırmak için aynı zamanda bu politikaların uyumlaştırılması gerektiğine vurgu yaptı. 
OpenAIRE politika görev gücü olarak ulusal açık erişim masaları oluşturduklarını Türkiye’de de bunu NOAD olarak İYTE’nin gerçekleştirdiğini ifade eden Angelaki, NOAD’ların proje ve açık bilim politikaları için önemine vurgu yaptı. Politika görev gücünün en önemli çalışma çıktılarından birinin açık bilim araç kiti olduğunu söyleyen Angelaki, içerisinde araştırma yapan organizasyonlar ve fon sağlayıcı kuruluşlar için politika şablonlarının yer almasının yanı sıra araştırma verileri, vatandaş bilimi, açık eğitim gibi konularda kaynaklar olduğunu belirtti. Diğer bir çıktının da kontrol listesi olduğunu ifade eden Angelaki, bu kontrol listesinin kurumlara ve fon sağlayıcı kuruluşlara politika uygulayacakları zaman kontrol imkanı sağladığını belirtti ve etkili bir politika oluşturmak için ipuçları vererek konuşmasını sonlandırdı.  

Sunuma erişmek için TIKLAYINIZ

 

 

Oturum 2 - Oturum Başkanı: Prof. Dr. Şirin TEKİNAY, Sabancı Üniversitesi, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi

Oturum 2 videosuna erişmek için TIKLAYINIZ

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde Rektör yardımcısı olan Prof. Dr. Alper Baba “Türkiye`de Yeraltısuyu Kaynakları, Kalitesi, Etkileyen Faktörler ve Planlamada Açık Verinin Önemi”  başlıklı sunumunda suyun öneminden, Türkiye’deki yeraltı su kaynaklarından bahsederek, nüfus artışı ve iklim değişiklikleriyle birlikte su sıkıntısı yaşanabileceği ve su savaşları olabileceği konularına dikkat çekti. Veri analizinin öneminden bahseden Baba, oluşturulan Coğrafi Bilgi Sistemi veri tabanının, verilerin daha hızlı ve doğru bir şekilde analiz edilmesine olanak sağladığını ifade etti. Türkiye’de veri bulmakta zorlandıklarını ifade eden Baba, kurumlarda verilerin çok olduğunu ancak depolanmamış olduğunu ifade etti. Yeraltı suyu, su kalitesi sonuçlarını içeren “California Open Data”, taşkın riskleri acil durum planlarını içeren “York Open Data”, su dağıtım ağını içeren “Vancouver Open Data” gibi web siteleriyle ilgili dünyadan örnekler vererek verinin erişilebilirliğinin önemine vurgu yapan Baba, İYTE Vatandaş Bilimi Örneği ve Açık Veri Paylaşımı Ağaç atölyesi web uygulaması ile ilgili bilgi verdi. Türkiye’deki gelişmelerle ilgili olarak 7 Kasım 2019  tarih ve 30941 sayılı “Resmi Gazete”  ile Coğrafik Bilgi Sistemleri konusunda  Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayınlandığını, Ulusal Su Bilgi Sistemi ve MTA Yerbilimleri Portalı kurulduğunu söyleyen Baba, veri paylaşımı ile zamandan tasarruf edileceğini, daha doğru ve hızlı analiz yapılabileceğini, ilgili kurumların sorunlarının çözümüne olanak sunacağını ve daha güçlü bilimsel yayınların üretilmesine katkı sağlanabileceğini ifade etti.

Sunuma erişmek için TIKLAYINIZ

Delf Teknik Üniversitesi Veri Sorumlusu olan Yasemin Türkyılmaz-Van der Velden “Hollanda’da Açık Bilim Çalışmaları ve Delft Teknik Üniversitesi”  başlıklı sunumunda Hollanda’daki açık bilim çalışmaları ve Delf Teknik Üniversitesi örneği hakkında bilgi verdi. Açık bilimin Hollanda’nın gündeminde olduğunu belirten Türkyılmaz,  araştırmacı toplulukları, eğitim araştırma kurumları, kütüphaneler, bakanlıklar, fon veren kuruluşlar ve destek veren diğer organizasyonların bir araya gelerek oluşturduğu ulusal açık bilim platformunun 2017 yılında bir ulusal açık bilim planı yayınladığını ve bu planın hedeflerini paylaştığını ifade etti. Hedefler: 

2020'de tüm bilimsel yayınlara açık erişim sağlamak
Araştırma verilerinin yeniden kullanıma uygun hale getirilmesini sağlamak
Değerlendirme ve ödüllendirme sistemlerini açık bilim hedeflerine uygun hale getirmek
Açık bilimi teşvik etmek ve desteklemek
 
Hollanda’da fon veren kuruluşların, araştırmacıların araştırmalarını FAIR ilkeleri ile uyumlu hale getirmelerini beklediklerini ve bunun da olabildiğince açık gerektiğince kapalı sloganıyla gerçekleştirildiğini söyleyen Türkyılmaz, tüm araştırmacıların fon alacaklarını zaman detaylı bir veri yönetim planı sunmakla yükümlü olduklarını belirtti. Hollanda da Veri yönetimi üzerine  kaynaklar, rehberler hazırlayan Ulusal Araştırma Veri Yönetimi Koordinasyon Noktası, farklı konularda Çalışma grupları ve uzmanlardan oluşan Uzman havuzu olduğunu ifade eden Türkyılmaz, Hollanda da 2018 de yayınlanan Akademik Dürüstlük için Etik Kurallarda veriye dikkat çekildiğini belirtti. Araştırma Değerlendirmesi üzerine San Francisco Deklarasyonu DORA ile ilgili şu bilgileri verdi. “Araştırma Değerlendirmesi üzerine Akademisyenleri işe alma, yükselme veya fon kararlarını vermek üzere bilimsel yayınların çıktığı dergilerin etki faktörü gibi açık bilimin özüyle kesinlikle bağdaşmayan kriterler yerine:
bilimsel yayının içeriğinin
yalnızca makalenin değil o makalenin yazılmasını sağlamış olan diğer tüm araştırma çıktılarının dikkate alınmasını öneriyor.”
 
DORA’yı imzaladıktan sonra bunu uygulamanın, pratiğe dökmenin önemine dikkat çeken Türkyılmaz, Hollanda’daki fon veren kuruluşlar ve üniversiteler birliğinin Nisan 2019’da DORA’yı imzaladığını belirtti ve  Hollanda Araştırma Konseyi (NWO), başlattığı pilot proje ile ilgili bilgi verdi: 
 
“Fon başvurularındaki özgeçmişlerinde:
Dergi etki faktörlerinin
Dergi, yayıncı veya yayın platformuna atıfta bulunan herhangi bir metriğin kullanılmasını yasakladı
Bunun yerine Dergi makaleleri ile kendilerini sınırlamamaları varsa kitaplar
Veri ve yazılımlar
Sergi ve performanslar
Ön baskıları paylaşmalarını istiyorlar ve özellikle bunların açık erişimli olup olmadığının belirtilmesini talep ediyorlar. “
 
TU Delft Stratejik Çerçeve 2018-2024’teki ana 4 konudan birinin açıklık (Açık bilim, Açık erişim, Açık veri, Açık kaynak kodlu yazılımlar, Açık lisanslar, Açık eğitim, Açık inovasyon) olduğunu ifade eden Türkyılmaz, uygulamayı sağlamak için de veri yönetim ekibi kurulduğunu ve TU Delft de bulunan 8 fakültenin her birinde bir veri yöneticisi ve Veri yöneticilerinin beraber uyumlu bir şekilde çalışması için Kütüphanede konuşlanmış bir koordinatör olduğunu söyledi. Bu girişimin arkasındaki önemli ilkeleri, araştırmacıların ihtiyaçlarının her zaman ön planda olduğu, Veri yöneticilerinin asla zabıta rolünde değil her zaman için  danışman rolünde olduğu şeklinde ifade eden Türkyılmaz, amacın kurallara uygunluğu kontrol etmek olmayıp farkındalığı arttırmak olduğunu belirtti. 
Güvenli veri saklama ve paylaşma konusunda öneriler, mevcut veri arşivleri hakkında bilgi, veri yönetim planları hazırlanması konusunda DMP online platformunu kullanarak destek vermek, açık kaynak kodlu yazılımlarla çalışmayı öğretmek gibi konularda araştırmacılara yardımcı olduklarını ve çalıştaylar / seminerler verdiklerini ifade eden Türkyılmaz, iyi veri yönetimi ve Açık Bilim savunucuları araştırmacılardan oluşan Veri şampiyonları isimli programları olduğunu söyledi ve veri şampiyonlarının neler yaptığına dair örnekler verdi. 
Veri yönetim politikası ile ilgili olarak “her araştırma projesinin veri yönetimi için bir planı olmalı, doktora öğrencileri dahil tüm araştırmacılar araştırma sonuçlarının başka araştırmacılar tarafından tekrarlanabilmesi için gerekli olan tüm veri, yazılım ve diğer malzemeleri FAIR ilkelerine uygun bir şekilde bir veri arşivinde paylaşmakla yükümlü ve ihtiyaç duyulduğunda veri yönetimi eğitimine katılmaları gerekiyor” dedi.
Veri yönetimi konusunun zor bir konu olduğunu vurgulayan Türkyılmaz, ilgili kaynaklara ilişkin linkleri paylaştı.
 

Sunuma erişmek için TIKLAYINIZ

Açık Bilim Komisyonu üyesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Altuğ Özpineci “Açık Bilim ve ODTÜ” başlıklı sunumunda ODTÜ’de açık bilim ile ilgili yapılan çalışmaları ve fizikçi gözüyle açık bileme bakış açısını anlattı. 2003 yılından bu yana ODTÜ’de tezlerin açık erişime açık olduğunu, ODTÜ’nün Ulusal Açık Ders Malzemeleri Konsorsiyumu ve Open Education Konsorsiyumu üyesi olduğunu ifade eden Özpineci, ODTÜ’nün henüz kurumsal bir arşivinin ise olmadığını belirtti. Açık Erişim Kurumsal Arşiv yönergesinin 2019 yılında kabul edildiğini ve akademisyenleri bilgilendirmek için 20 Aralık 2019’da organize edilecek Açık Bilim Çalıştayı sırasında kurumsal arşivin açılacağını duyuran Özpineci, ODTÜ Stratejik planı içerisinde açık erişimin önemli bir yer tuttuğunu ifade etti. Yüksek enerji ve parçacık fiziği alanında çalışan Özpineci, arXiv ile tanışmasının 1996 yılında olduğunu söyledi ve arXiv e makale yükleme adımlarından bahsetti. Makalesini öncelikle arXiv e yüklediğini bir hafta bekledikten sonra dergiye yollamayı tercih ettiğini belirten Özpineci, önce arXiv’e yüklemeyi tercih etmesinin nedenini de “Bu alanda ilgilenen herkes o makaleyi görebiliyor, gördüğünde yanlış bir şey görürse ya da eklenmesini istediği bir şey olursa bana mail atabiliyor. Hakeme gitmeden önce ben o düzeltmeyi yapabiliyorum. Hakemden dönme süreci 2-3 ay sürecek 2-3 gün içerisinde bu düzeltmeleri yaptıktan sonra hakeme yolluyorum.” şeklinde açıkladı. Makalesini gönderirken SCOAP 3 kapsamındaki bir dergiyi seçmeye özen gösterdiğini belirten Özpineci, bu şekilde kendisi hiçbir şey yapmadan makelesinin açık erişim olarak yayınlandığını söyledi.  
Akademisyenler arasında yazardan para isteyen dergi yağmacı/şaibeli dergidir algısının olduğunu, herhangi bir hakem sürecinden geçmeden yayınlatılmasının kötü bir imajının olduğunu söyleyen Özpineci, YÖK Doçentlik Başvurusu SSS sayfasında yazardan ücret veya ek ücret talep eden dergiler (yağmacı / şaibeli dergiler) doçentlik başvurusunda kullanılamaz bilgisine dikkat çekti. İstisnalarının belirtilmiş olmasına rağmen yine de böyle bir çerçevenin çizilmiş olmasının araştırmacıyı yayınını açık erişim yapma düşüncesinden uzaklaştıracağını ifade eden Özpineci açık veri ile ilgili CERN örneğinden bahsetti (http://opendata.cern.ch). Veriyi açma fikrinin güzel olduğunu ancak veriyi incelemek için yeterli vaktin bulunmasının önemine de dikkat çeken Özpineci politikalar belirlenirken bunların da göz önünde bulundurulması gerektiğine vurgu yaptı. 

Sunuma erişmek için TIKLAYINIZ

Dr. Güleda Doğan, Hacettepe Üniversitesi, "Akademik Arşivler ve Mevcut Durum” başlıklı sunumunda, akademik arşivin "bir araştırma kurumunun mensuplarınca üretilmiş tüm bilimsel çıktıların tutulduğu ve herkesin ücretsiz erişimine sunulduğu dijital koleksiyonlar" tanımının üzerinden geçerek, yeşil yol açık erişimin gerçekleşmesi için akademik arşivlerin stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı. Türkiye’deki akademik arşivlerle ilgili kurumları ziyaret ederek topladığı verileri paylaştı:
Erişilebilir durumda Türkiye’de 121 akademik arşiv var. Üniversite sayısına kıyasla %59 a denk geliyor. Ancak birçok üniversitemizin işler durumda bir arşivi yok.
Üniversitelerin arşivinin olmamasının kuruluş yılı (yaşı) ile ilgisi var. 2010 sonrası kurulan 54 üniversiteden 43’ünün akademik arşivi yok. Yani %80 inin arşivi yok.  2000 öncesi kurulan 71 üniversiteden 56’sının akademik arşivi var yani %80 inin arşivi var.
Kayıt sayıları açısından akademik arşivler incelendiğinde 2001-5000 %14, 5000 üzeri %16, 501-2000 %36, 500 ve daha az %34 olarak görünüyor. 
 
Arşivlerde yayın türü çeşitliliği açısından da bilgiler veren Doğan, kayıt sayısının fazla olmamasının en önemli nedeninin zorunlu açık bilim politikası olmaması olduğunu söyledi. 105 üniversitenin açık bilim politikası varken zorunlu açık bilim politikası olan kurum sayısının 19 olduğunu belirten Doğan, politikanın kayıt girme açısından yeterli olmadığını kayıtların girilmesinin cazip hale getirilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Politikaların ve arşivlerin yer aldığı Uluslararası platformlara kayıt açısından çift kayıtlar ve kapanan üniversiteler olması açısından kayıtlı akademik arşiv sayılarının görünenden farklı olduğunu ifade eden Doğan, kayıt açısından gerçek sayıların (Temmuz 2019) ROARMAP’te  46 üniversite, OpenDOAR’da 74 üniversite, ROAR’da 45 üniversite, BASE’de 34 üniversite, OpenAIRE’de 47 üniversite olduğunu ve 48 arşivin OAI-PMH uyumlu olduğunu bellirtti. Uluslararası anlamda akademik arşivlerin taranabilir hale gelmesi için bu protokollere uyumlu olması gerektiğinin önemine dikkat çeken Doğan, akademik arşivlerin giriş sayfasında Creative Commons lisanslarından bir tanesi ile lisanslandığı bilgisine rastladığını ancak arşivi toptan belli bir lisans ile lisanslamanın doğru olmadığını, Sherpa Romeo daki şartların dikkate alınarak yayın bazında yapılması gerektiğini söyledi. 
Güleda Doğan akademik arşivlerle ilgili sonuç olarak; çoğu üniversitemizin arşivi olmadığını, arşiv sahipliğinin üniversite yaşı ile ilgili ortaya çıktığını, akademik arşivlerimizde kayıt sayısı, yayın türü çeşitliliği (makale, tez) açısından belli tür yayınlara ağırlık verildiğinin görüldüğünü, burada da zorunlu politikanın hatta şartlara bağlanmış politikanın ne kadar önemli olduğunun tekrar gündeme geldiğini, akademik arşivlerin doğru algılanması ile ilgili problem olduğunu, yani çoğu yerde açık arşiv denildiğini ancak kurumun diğer yayınlarının da yer aldığını dolayısıyla hangi yayınların yer alması hangi yayınların yer almaması gerektiği ile ilgili sınırların belirlenmesi gerektiğini çünkü bazı akademik arşivlerin kent arşivine daha yakın olduğunu,  Uluslararası platformlardaki varlık ve görünürlüğümüzle ilgili problemler olduğunu söyledi. 
 
Sunuma erişmek için TIKLAYINIZ

Açık İnovasyon Derneği Başkanı Murat Küçükgirgin “Açık İnovasyon ve Hack’n Break” başlıklı sunumunda, inovasyonun çok önemli olduğuna dikkat çekerek açık ve kapalı inovasyondan bahsedildiğini ancak kapalı inovasyonun aslında olmadığını, kapalı bir şeyin sürdürülebilir olmadığını söyledi. Açık inovasyonun, açık erişim, açık veri, açık kaynak kodlu yazılımlar hatta açık devlet konusunun sonucu olduğunu ifade eden Küçükgirgin, ne adar açık konsept varsa onun çıktısının açık inovasyon olduğunu belirtti ve açık inovasyonun sürdürülebilir inovasyon olduğunu söyledi. 2017 mayıs ayında İYTE’de gerçekleştirilen Hack’n Break etkinliği ile faaliyete geçen Açık İnovasyon derneği hakkında bilgi veren Küçükgirgin, amaçlarının kültür yaratmak olduğunu söyledi. Bilim ve teknoloji geliştiren insanların birlikte çalışmasının zorunluluk haline geldiğini belirterek Rekaberlik kelimesine dikkat çekti (Competition + Cooperation =Coopetition (Rekaberlik) ). Şirketlerin birbiriyle rekabet ederken aynı zamanda geliştirdikleri şeyleri de paylaşarak birbirlerini büyüttüklerini ve kazan kazan yaklaşımını yaygınlaştırdığını ifade eden Küçükgirgin, rekabetçi eğitimin yaratıcılığı ve en çok da işbirliği kültürünün gelişimini engellediğini vurguladı. Beraber çalışma ve bu işin mantığını kavramanın önemine dikkat çekerek artık şirketlerin ar-ge lerini birleştirmeye karar verdiklerini söyleyen Küçükgirgin, Hackn Break’in binlerce yıl öncesinde olduğu gibi Ege’de, zeytin ağaçları ve yavaş akan zamanın içinde, “yeniden” dünyaya yön verecek fikirler yaratmayı hedeflediğini ifade etti. Küçükgirgin, konuşmasını  Frank Zappa’nın Zihin paraşüt gibidir “Açık değilse bir işe yaramaz” sözüyle bitirdi.

Sunuma erişmek için TIKLAYINIZ

“Sürdürülebilir Açık Bilim” Paneli

Panel videosuna erişmek için TIKLAYINIZ

“Sürdürülebilir Açık Bilim” Paneli

Moderatör: Prof. Dr. Abdullah ATALAR, Rektör, Bilkent Üniversitesi

Panelistler:

Prof. Dr. Murat AŞKAR, Rektör, İzmir Ekonomi Üniversitesi
Prof. Dr. Yusuf BARAN, Rektör, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü
Prof. Dr. Şebnem BURNAZ, Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi Müdürü, İstanbul Teknik Üniversitesi
Prof. Dr. Yaşar TONTA, Hacettepe Üniversitesi, Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü
İlkay HOLT – Danışman, COAR (Confederation of Open Access Repositories)

“Sürdürülebilir Açık Bilim” Panelinin moderatörlüğünü yapan Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdullah Atalar, açık erişime karşı olmadığı vurgusunu yaparak yağmacı dergiler ve APC ücretlerine dikkat çekti. 

İstanbul Teknik Üniversitesi, Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Şebnem Burnaz, yeni gelen kuşakların hayata farklı baktıklarını, değer yaratma sürecinde paylaşım ekonomisi dediğimiz bir gerçeklikle karşı karşıya olduğumuzu ifade etti ve neye ne kadar karşı olursak olalım bu paylaşıma dayalı değer yaratma modelinin geldiğini ve burada pay almanın sadece veriyi alıp saklamakla değil aynı zamanda o veriyi erişilebilir kılıp veri üzerinden doğru bilgi üretmekle mümkün olabileceğini söyledi. Üniversitelerin rollerinin çok değiştiğini, üniversitelerin sadece bilgi aktaran veya sonraki aşamada yayın yapan, bu yayınları paylaşan olmaktan çıktığını ifade eden Burnaz, üniversitelerin topluma nasıl dokunduğuyla ile ilgili konuların önem kazandığını belirtti. Açık erişim ve açık bilimin kendiliğinden doğal olarak gelişmekte ve ortaya çıkmakta olduğunu ve herkesin bunun içinde yerini alması gerektiğini söyleyen Burnaz, bunun bir zihniyet değişikliği gerektirdiği, değişimin çok rahat olamayabileceği konularına dikkat çekti. Neye dokunduğumuzun ve nasıl bir etki bıraktığımızın önemli olduğunu ifade eden Burnaz, bilgiyi saklayarak topluma yayılan sosyal etkiyi yaratmanın mümkün olamayacağına, işin özünün paylaşım olduğuna vurgu yaptı.
 
Prof. Dr. Yaşar Tonta, Hacettepe Üniversitesi, Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü, açık erişim denildiğinde bilimsel iletişim sürecindeki çıktılardan en gözle görülür olan yayınlar üzerine odaklanılmaması gerektiğine dikkat çekti. Kriterlerin kişilerin ya da kurumların yayınladığı makale sayısına göre kurgulanmasıyla açık ya da kapalı denmeden doğrudan yayın sayısına odaklanıldığını belirten Tonta, Ekonomist Charles Goodhart’ın “Bir metrik bir hedef haline gelirse o metrik artık o şeyi ölçmekten çıkar” sözünü hatırlattı ve sayısal göstergelere dayalı değerlendirme sistemlerini terk etmemiz gerektiğine vurgu yaptı. 
 
İlkay Holt, Danışman, COAR (Confederation of Open Access Repositories), açık erişimi yağmacı dergilere, APC’ye indirgememek gerektiğini çünkü açık erişimin bunun çok daha ötesinde olduğunu söyledi. Açık bilimin sadece dergilerle değerlendirilebilecek bir şey olmadığına dikkat çeken Holt, açık servislerin yaşamasını sağlayan SCOOCS gibi servislere, projelere bu konuda çalışan topluluklara destek verilmesi gerektiğini belirtti. Holt, akademik arşivleri sadece yayın depoları olarak kullanmak değil, bilimi ve araştırmayı destekleyecek farklı şekillerde maksimum potansiyelde kullanmaya başlanması gerektiğini söyledi.
 
Prof. Dr. Murat AŞKAR, Rektör, İzmir Ekonomi Üniversitesi yeni bir bilgi üretmek için, mevcut üretilmiş bir bilgiye ihtiyaç olduğunu, bu nedenle bilimin sonuçlarının ve verilerinin açık olması gerektiğini ifade etti ve açık erişim olmalı mı olmamalı mı şeklinde bir tartışmanın olmaması gerektiğine dikkat çekti. Ülkelerin kalkınması için daha çok katma değerli ürün ve hizmet üretilmesi gerektiğine vurgu yapan Aşkar, yeni kurulan düzenin açık bilimle ilişkisini iyi tanımlayan bir düzen olması dileğinde bulundu.
 
Prof. Dr. Yusuf BARAN, Rektör, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü bir bilim insanının akademik kariyerinde bilgiye bakışını, bilgiye ulaşmasının önemini, kendi kariyerindeki bakış açısıyla paylaştı. Açık erişim şarttır ve gereklidir diyen Baran, faydalarını ise şu şekilde sıraladı: 
 
Bilimsel bilgiye erişimde yasal, ticari ve teknolojik engelleri kaldırmak suretiyle araştırma süreci daha etkili, araştırma sonuçları daha görünür hale gelir. 
Açık erişim bilgiyi ve teknolojik transferi geliştirir ve yeniliği destekler. 
Bilimsel iletişim sistemindeki çeşitli paydaşlar bilimsel araştırmalara ve araştırma verilerine açık erişimden yararlanırlar. 
 
İnanılmaz bir hızla değişen ve dönüşen bir dünyayı yaşadığımızı, bilgiyi üreten toplumların nitelikli insan kaynaklarına yatırım yapan toplumların, nitelikli insan kaynaklarını yaratan toplumların önde olduğu, öncü olduğu ve lider olduğu bir dünyayı yaşadığımızı söyleyen Baran, hangi pozisyonda olursak olalım, bu ülkenin ve insanlığın ortak aydınlık geleceği için hep beraber çalışmamız gerekiyor dedi. 
 
Panel soru cevap bölümüyle sona erdi. 
 

Konferans çantalarına OpenAIRE, Zenodo, FAIR Prensipleri ile ilgili bilgilerin yer aldığı rehberler, bilgiler ve kartlar konularak katılımcılara dağıtıldı. 

Konferans Web Sitesi: http://ab2019.acikbilim.org/
Tüm konferans videolarına erişmek için TIKLAYINIZ.