Skip to main content

İYTE Kütüphanesi E-Bülten Ekim 2013: En Çok İzlenen Film Hakkında

En Çok İzlenen Film


THE HUNGER GAMES: AÇLIK OYUNLARI

Yönetmen: Gary Ross

Yapımcı: Jon Kilik, Nina Jacobson, Suzanne Collins

Senarist: Suzanne Collins

Hikaye: Suzanne Collins

Oyuncular: Jennifer Lawrence, Josh Hutcherson, Liam Hemsworth, Woody Harrelson, Elizabeth Banks, Lenny Kravitz, Stanley Tucci, Donald Sutherland, Willow Shields

Müzik: James Newton Howard, T-Bone Burnett

Sanat Yönetmeni: Tom Stern

Tür: Aksiyon-Dram-Bilimkurgu

Yapım yılı, ülkesi: 2011 - ABD

Süre: 142'

Dil: İngilizce

 
Konusu:

Hikaye; yakın
gelecekte, kuraklık ve arkasından gelen yangın ve kıtlıklarla zayıflayarak çökmüş Kuzey Amerika kıtasında geriye kalan tek ülke olan Panem'de geçiyor.  Zengin ve yönetici kesimin yaşadığı bir başkent ve daha ziyade fakir halkın yaşadığı 12 mıntıkadan oluşan Panem adlı bu ülkede, her yıl "açlık oyunları" adında geleneksel ve ölümcül bir yarışma yapılıyor. Başkent tarafından kısmen eğlence amaçlı, kısmen de halka göz dağı vermeyi hedefleyerek düzenlenen bu vahşi yarışma için 12 mıntıkadan, yaşı 12-18 arası bir kız bir de erkek ‘Açlık Oyunları’na katılmak üzere kura ile seçiliyor.  Yarışma için yaratılmış fantastik bir ormanda 24 yarışmacının, sadece biri hayatta kalana kadar birbirlerini katletmek ve hayatta kalma mücadelesi vermek zorunda olduğu bu oyunlar bütün ülkeye televizyon şovu olarak izlettirilmekte. Tam bir teknolojik devrimin yaşandığı, her yere konmuş dev ekranlar sayesinde televizyon; haber, eğlence ve eğitim işlevlerini yüklenmiş durumda.

 
Baş kahraman Katniss'in 16 yaşındaki kız kardeşi Primrose; Panem devleti hiyerarşisinin sonunda yer alan, maden yataklarıyla ünlü 12. Mıntıka 'kadın yarışmacısı' olarak seçildiğinde, Katniss onun yerini almak için gönüllü olarak bir ilke imza atıyor. Kurada seçilen, aynı mıntıkadan diğer isim Peeta ile birlikte başkente doğru yola çıkan Katniss kısa süreli bir hazırlığın ardından ‘Açlık Oyunu’ için 24 kişi ile birlikte bir ormana bırakılıyor. Ormanı iyi tanıyan ve yay kullanmada usta olan Katniss ile güçlü kollara sahip olan Peeta’nın hayatta kalma mücadelesi diğer yarışmacılardan farklılık gösteriyor. Peeta ile Katniss, kendilerinden yaş ve kuvvet açısından daha büyük, güçlü ve ömürleri boyunca bu oyunlar için eğitilmiş olan rakiplerine karşı ayakta durma mücadelesi veriyor.

Televizyonda Irak Savaşı görüntülerini ve bir reality showu izlerken Suzanne Collins'in kafasında oluşmaya başlayan düşüncelerden yola çıkarak kaleme aldığı, başta gençler olmak üzere büyük ilgi görerek bestseller listesine giren 3 romanlık serinin ilk kitabı Açlık Oyunları / The Hunger Games'dan uyarlanan "Açlık Oyunları" distopik film kategorisinde önemli bir yer ediniyor.
 
Sınıfsal bir bakış açısıyla ortaya çıkan "Açlık Oyunları" birçok filmi ve romanı akla getirmesine rağmen kendine özgü bir dil yaratmayı da başarıyor. Bu dilin en güçlü ve diğerlerinden ayrılan yönü ise; mitolojik öyküler, doğaüstü güçler ya da Tanrısal seçimlerden yola çıkarak değil de tamamen insan yeteneklerinin bir ürünü olarak ortaya çıkması ve kendi kendini var eden bir karakter yaratmayı başarmış olması. Örneğin; Matrix’in Neo’su, Yüzüklerin Efendisi’nin Frodo’su vb. seçilmiş kahramanlar oysa ki Açlık Oyunları’nın kahramanı Katniss Everdeen, seçimini kendi yapıyor ve insanlara umut olma yolunu kendisi çiziyor.


Senaryo çalışmalarında kitabın yazarı Suzanne Collins'in de bulunması; filmin kitaba sadık, başarılı bir uyarlama olması sonucunda etkili olmuş görünüyor. Ancak; kitaptaki tüm ayrıntıları filmde göremiyoruz, bazı bölümlere ya hiç yer verilmemiş ya da hızlıca geçilmiş.
Öykünün akışında bazı karakterlerin tam oturmadığı ve hikayeye dahil edilme sürecinde sıkıntılar yaşandığı görülüyor. Bu sıkıntılar nedeniyle dramatik yapıyı sağlayacak olan aşk üçgeni de sağlam bir şekilde kurulamıyor, yarım bir aşk hikayesi çıkıyor ortaya. Ayrıca; kitapta olayların Katniss'in gözünden anlatılmış olmasına rağmen, filmde Capitol'ün gözünden anlatılmış olmasının, Katniss'in düsüncelerinin tam olarak filme yansıtalamaması sonucunu doğurduğuna yönelik eleştiriler bulunuyor.


Filmin yönetmeni Gary Ross, özellikle filmin başlarında;
korkunun esareti altındaki insanların kıtlıkla mücadelesini, zorlu yaşamlarını beyaz perdeye başarılı bir şekilde yansıtarak izleyiciyi kısa sürede filme bağlıyor. Ancak,
film aynı tempoda devam edemiyor, özellikle fazla hareketli kamera kullanımı ve hızlı kurgu belli bir müddet sonra baş döndürücü ve yorucu bir etki yaratıyor.

Vahşet fikrini içeren bir hikaye olmasına rağmen film, bu vahşeti çok fazla hissettiremiyor. Yıllardır ‘açlık oyunları'nı izleyerek şiddeti kanıksamış ülke halkı gibi, bir süre sonra izleyici de şiddeti kanıksamaya başlıyor ve Katniss'i destekliyor.


Filmde her ne kadar gelecek zamandaki bir toplum anlatılmış olsa da; gerek yönetimin baskı ve acımasızlığı gerekse zevksizlik ve bayağılıklar ile medyanın etkisi ve gücü günümüzden izler taşıyor. Sağlam sistem ve medya eleştirisi potansiyeline sahip ilginç bir konudan çok daha etkileyici, gerçekçiliği can yakıcı dispotik bir dünya kurmak mümkünken, sıradan bir aksiyon filmi olarak çıkıyor karşımıza. Temel ögeleri ve mesajları doğru, uyarıcı ve çarpıcı olmasına rağmen belli bir naiflik egemen. 


Yönetmen Gary Ross’un “Ben olmasaydım bu film çekilirdi. Ama o olmasaydı çekilemezdi” sözleriyle övdüğü
21 yaşındaki Jennifer Lawrence'ın oyunculuğu dikkat çekiyor. Lawrence; ‘Winter’s Bone / Gerçeğin Parçaları’yla en iyi kadın oyuncu kategorisinde aldığı Oscar adaylığından sonra ‘X-Men: Birinci Sınıf’ta femme - fatale mutant Mystique’in gençliğini canlandırdı, Jodie Foster’ın yıllar sonra yönetmenliğe döndüğü ‘The Beaver’da oynadı.

Jennifer Lawrence'in Vanity Fair’de yayımlanan röportajı:

Oscar adaylığınız için yeniden kutluyorum sizi. O zamandan bu yana durdurak bilmeden çalıştınız. Bu çılgın dönemden sonra biraz durulma fırsatınız oldu mu?
Teşekkürler, öyle bir dönem sonrası insan durulabilir mi bilmiyorum ama bunu yaşayabildiğim için müteşekkirim. 

Bu projeye nasıl dahil olduğunuzdan bahsedelim biraz...
Daha seçmelerden haberim yokken kitapları okumuştum. Ve üçlemenin büyük bir hayranıydım. Aslında ilk olarak annem okumuştu, bunun büyük bir rol ve önemli bir hikâye olduğunu düşünmüştü. ‘Gerçeğin Parçaları’ için de aynısını düşünmüştü. Ya bir kâhin olmalı ya da çok iyi bir zevki var. Katniss, inanılmaz bir karakter. Bir avcı ama katil değil. Arenaya zorla sürülen 16 yaşında bir çocuk... Bu çocuklar, ölmemek için birbirlerini öldürmek zorunda. Gereksiz, amaçsız, açıklaması imkânsız bir şiddet bu. Seçmelerde yönetmen Gary Ross’a “Bana bu rolü vermezseniz anlarım. Ama şunu lütfen aklınızdan çıkarmayın: Okuyla birisini vurduktan sonra Katniss’in suratında ‘Ben bir belayım’ ifadesi olmamalı” dedim. Yani Katniss’in herhangi ‘cool’ bir tarafı yok. Arenada sağı solu kolaçan edip ‘Evet, bunu da hakladım’ falan demiyor. Sadece çaresizce etrafına bakınıp ‘Kız kardeşime hayatta kalacağıma dair bir söz verdim ve bu sözü yerine getirmek için başkalarını öldürmeliyim’ diye düşünüyor. 

İleride bu filmin de ‘Alacakaranlık’ gibi bir fenomene dönüşmesinden ve bunun hem özel hem de profesyonel yaşamınızı etkilemesinden endişe ediyor musunuz?
Çok da üzerine düşünmemeye çalışıyorum. ‘Açlık Oyunları’ bir ‘Alacakaranlık’ değil. Böyle bir benzetmeyi sık sık duysam da... Görücüye çıkması için sabırsızlanıyorum. Çünkü bence çok önemli bir hikâye. Öyle çılgın bir fenomen haline gelirse de özgürlüğümü şimdiden rafa kaldırsam iyi ederim. 

Sizce film, kitabın hayranlarını memnun edecek mi?
Kesinlikle. 

Bu projede yaşadığınız en ilginç ve zorlayıcı deneyim neydi?
Sanki bir film çekimindeymiş gibi hissetmemem. Ormanda çekim yaparken o Hollywood parıltısından çok uzaktı her şey.

Serinin ikinci kitabından uyarlanan; Katniss’in liderliğinin pekişeceği ve devrimin doğacağı ikinci film ‘Ateşi Yakalamak’ Kasım'da gösterime giriyor...

The Hunger Games: Açlık Oyunları - Fragman