Skip to main content

Araştırma Verilerinin Yönetimi ve Açık Bilim Çalıştayı: Home

Araştırma Verilerinin Yönetimi ve Açık Bilim Çalıştayı'nın Ardından

Ülkemizdeki araştırmacıların ve kütüphanecilerin dünyadaki gelişmeleri yakından izleyebilmeleri için TÜBİTAK-ULAKBİM, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Hacettepe Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, Anadolu Üniversite Kütüphaneleri Konsorsiyumu (ANKOS) ve Boğaziçi Üniversitesi'nin işbirliği ile Boğaziçi Üniversitesi'nin ev sahipliğinde “Araştırma Verilerinin Yönetimi ve Açık Bilim Çalıştayı" 200’e yakın kişinin katılımı ile gerçekleştirildi.

Toplantı web sitesi: http://rdm.acikerisim.org/

Çalıştayın açılış konuşmaları; İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı Gültekin Gürdal, Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Özkan ve TÜBİTAK-ULAKBİM Müdürü Mehmet Mirat Satoğlu tarafından yapıldı.

                                                                                   

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı Gültekin Gürdal, açılış konuşmasında hem açık bilim hem de açık veri ve araştırma verilerinin yönetimi açısından çok önemli bir hafta olduğunu belirterek, çalıştaydan bir gün önce Sabancı Üniversitesi'nde Açık Bilim ile ilgili gerçekleştirilen "Açık Bilim Zirvesi" ile ilgili bilgiler paylaştı. Açık Bilim Zirvesi'nde üniversitelerin üst yönetimlerinden, YÖK Başkanı'ndan ve TÜBİTAK'tan Açık Bilim ve Açık Erişime destek geldiğini ifade eden Gürdal, bu destek sayesinde bundan sonra açık erişimle ilgili çalışmaların çok daha hızlı ve kolay bir şekilde gerçekleşebileceğini söyledi. Araştırma verisi ve araştırma verisi yönetiminin önemine vurgu yapan Gürdal, son yıllarda bu konunun tüm dünyanın gündeminde olduğunu ve artık veriyi yönetenin dünyayı yönetebileceğini ifade etti. Tüm dünyada bu rolü en çok üstlenenlerin kütüphaneler ve kütüphane çalışanları olduğunu belirten Gürdal, verinin yönetiminin de bir sınıflama gerektirdiğini ve özel bir bilgi birikimine ihtiyaç olduğunu söyledi. Gürdal; bu nedenle kütüphanecileri, konu uzmanlarını veri yönetimi konusunda eğitme, destek olabilme amacıyla hem İYTE'nin ortaklarından olduğu OpenAIRE projesi olarak hem de açık bilimin bir parçası olarak önümüzdeki günlerde de çeşitli eğitimler düzenlemeye devam edeceklerini açıkladı. Konuşmasının sonunda çalıştayın organizasyonunda görev alanlara teşekkürlerini sunan Gürdal, üniversiteleri açık erişim konusunda aksiyon almaya davet etti. Açılış konuşması videosuna erişmek için tıklayınız.

                                                                                                                                         

Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Özkan, bilimsel verilerin kullanımı ve açık bilim ile ilgili bu önemli çalıştayın üniversitelerinde yapılmasının kendileri için anlamlı ve önemli olduğunu belirterek, bu alanda faaliyet gösteren hem hocalarının hem de kütüphanede yetkin çalışan ekiplerinin olduğunu söyledi. Tüm dünyanın farklı bir yöne gittiğini, gelişen teknoloji ile sistemin gerekliliği doğrultusunda önemli değişimler yaşandığını ifade eden Özkan, açık bilim başlığı altında yayınların açık erişimi, verilerin açık erişimi ve bunun sonucu olarak da açık inovasyona giden bir süreçten bahsedildiğini belirtti. Bu sürece girilmesinin önemli bir nedeni olarak büyük araştırma merkezlerinin her birinin artık tek başına terabaytlardan, petabaytlar  düzeyinde verilerinden söz edildiğini ifade eden Özkan, bu verilerin sadece kaydedilmesinin yeterli olmadığını, aynı zamanda bu verilerin işlenmesi, bilgiye, faydaya dönüştürülmesi gerektiğini ve hiçbir kurumun  bunu tek başına yapabilecek insan kaynağına sahip olmamasından dolayı dünyayı büyük bir araştırma laboratuvarı olarak görüp bu verilerin paylaşılması gerektiğine vurgu yaptı. Hem üniversite olarak hem de ülke olarak konu ile ilgili gelişmelerin dışında kalmamak ve bu gelişmelerde belirleyici rol oynayabilmek için üzerimize düşeni yapmak zorunda olduğumuza dikkat çeken Özkan, özellikle bilginin faydaya dönüşmesi noktasında açık inovasyona giden yolda da da önemli rollerimiz olduğunu düşündüğünü belirtti. Bu dönüşümleri genel olarak olumlu görmekle beraber içlerinde barındırdığı risklerin de farkında olmamız gerektiğine dikkat çeken Özkan, bu süreçlerde hem belirleyici olmak hem de bu riskleri kontrol altına alabilmek için de rollerimizi önceden benimseyip gereklerini yapmamız gerektiğini söyledi. Bu anlayışla üniversite olarak bu konudaki çalışmalara destek verdiklerini ve vermeye devam edeceklerini belirten Özkan, teşekkür ederek konuşmasını sonlandırdı. Konuşma videosuna erişmek için tıklayınız.

TÜBİTAK-ULAKBİM Müdürü Mehmet Mirat Satoğlu, çalıştayın gerçekleştirilmesine katkı sunanlara teşekkür ederek, konu ile ilgili sıkça sorulan sorular hakkında açıklamalar yaptı. Bunlardan birisinin açık bilimin, açık erişimin tam olarak anlaşılamadığı ve bu konuya ilişkin sorular olduğunu belirterek, açık bilim deyince aslında farklı bir bilimden bahsedilmediğini, bilimin felsefesinin açıklık, paylaşmak, müzakere, hakemlerin görüşünü alma, karşılıklı görüşlerle daha iyiyi, doğruyu bulma üzerine kurulu olduğunu, bilimin bu şekilde geliştiğini söyledi. Açıklığın teknolojik imkanlarla özellikle haberleşme teknolojisinin imkanlarıyla bunu bir adım öteye götürmekten bahsettiğini ifade eden Satoğlu, teknolojinin imkanlarıyla makalelerin yanı sıra, makalede kullanılan verilerin, verileri işlerken kullanılan yazılımın ve sürecin de paylaşılabileceğini dile getirdi. Bunları kullanan kişilerin o verilerden başka bir şey üreterek yeni inovasyonlara ve ilerlemelere fırsat sunulabileceğini belirten Satoğlu, açık bilimin altında en zor ulaşılan açık veri, açık verinin altında araştırma verilerinin yönetimi olduğunu ve araştırma verilerini doğru yöneterek verilerin paylaşılmasında önemli adım atılmış olacağını söyledi. Diğer bir sorunun savunma sanayii ile ilgili çok özel projelerde çalışanların proje çıktılarının açık erişim olmalı mı sorusu olduğunu belirten Satoğlu; makale olarak basmadıkları taktirde açık erişime açmalarının beklenmediğini ancak makale olarak paylaşılan herşeyin zaten bir abone kitlesine ullaşıyor olmasından dolayı, açık erişimle yaygın bir kitleye ulaşmasını sağlamak istediklerini ve tüm dünyada olduğu gibi kendilerinin de bu yönde atımlar attıklarını açıkladı. Diğer bir sorunun da; model değişikliğinde - "ücretsiz yayınla ve okumak için öde" modeli yerine “yayınlamak için öde ve ücretsiz oku" modeli- akademisyenlerin makalelerini yayınlamak için ödeme yapmaları durumunda bütçelerinin oraya gidecekleri endişesi taşıdıkları olduğunu ifade  eden Satoğlu, söz konusu dönüşüm olduğunda bugün okumak için verdikleri desteği yarın yazmak/yayınlamak için vereceklerini taahhüt etti. Bu konuda kar zarar hesabı yapmanın doğru olmadığını, paylaşılabilecek her şeyi paylaşmayı herkesin kendi çabası ile olabildiğince yapması gerektiğini, herkes aynı şekilde davrandığında tüm yayınların okunabileceğini söyleyen Satoğlu,  önemli olanın daha çok paylaşım olması, daha çok kişiye ulaşması ve inovasyonun hızının arttırılmış olması olduğunu sözlerine ekledi. Konuşma videosuna erişmek için tıklayınız.

Araştırma Verilerinin Yönetimi ve Açık Bilim Çalıştayı - Oturum 1

Çalıştayın ilk oturumu Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yaşar Tonta’nın başkanlığında, sırasıyla İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Eroğlu, Avrupa Parçacık Fiziği Laboratuvarı CERN’de İşbirliği, Cihazlar ve Uygulamalar Grubu Başkanı Tim Smith ve Delft Teknik Üniversitesi Veri Yöneticiliği Koordinatörü Marta Teperek'in konuşmaları ile gerçekleşti. Oturum videosuna erişmek için tıklayınız.

                                                                          

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Eroğlu, “Açık Bilimin Kimyası” başlıklı sunumunda, TDK sözlüğüne göre "açık", "bilim" ve "kimya" sözcüklerinin anlamlarına değinerek, açık erişimde açık denildiğinde erişilebilir, okunabilir olmasını anladığımızı ancak anlaşılır olmasının da üzerinde durulması gereken bir konu olduğunu vurguladı. Kimyasal reaksiyonlar konusunda bilgi paylaşarak, reaksiyon dengesinin insan ilişkilerinde, toplumsal olaylarda, açık erişimde, açık bilimde de uygulanabilir olduğunu söyleyen Eroğlu, dengelerin kolay kurulmadığını ancak kurulduğunda da değişmesinin zor olduğunu ifade etti. Dinleyicilere denge bozulursa ne olur sorusunu yönelten Eroğlu, çok  iyi şeyler de kötü şeyler de olabileceği, iyi/kötü oranının dengenin nasıl bozulduğuna bağlı olduğunu açıkladı. Dengenin hemen bozulamayacağı ve üzerinde düşünülmesi gerektiği konusuna dikkat çeken Eroğlu, araştırma iş akışının, bilgi üretim sürecinin vb. birer kimyasal reaksiyon, Açık Bilim tanımının da dengede bir kimyasal reaksiyon tanımı olduğunu ifade etti. Akran değerlendirmesi "Peer Review" konusunun önemine dikkat çeken Eroğlu, vazgeçilmemesi gerektiğine inandığını söyledi. Açık erişim ile ilgili kafa yorulması gerektiğini, cevap aranması gereken sorular olduğunu belirterek, aşağıdaki soruları yönelten Eroğlu, yolun uzun olduğunu ve nasıl yol alındığının önemli olduğunu ifade ederek sözlerini tamamladı.

  • Açık erişimli dergilerde sahte, çöp yayınların daha yaygın olduğu dile getiriliyor. Doğru mu? Hayır. Genel etik problem. 
  • Ya birisi "Açıklık iyidir." deyip kendisi tersine davranıyorsa. Ya bizi kandırıyorlarsa. 
  • Robotlar gelince ne olacak? 
  • Bir makalenin açık erişimli dergide yayımlanması yeterli mi?
  • Alanın dışındakiler de okuduklarında anlamalı mı?
  • Bunun için ayrıca çaba göstermeli mi?

Prof.Dr. Ahmet E. Eroğlu'nun sunumuna erişmek için tıklayınız.     

Avrupa Parçacık Fiziği Laboratuvarı CERN’de İşbirliğiCihazlar ve Uygulamalar Grubu Başkanı Tim Smith "CERN'de Araştırma Veri Yönetimi" başlıklı sunumunda, 22 üye devlet, 70 ülke, 120 millet ve 600 üniversite temsilcisiyle geniş katılımlı uluslararası işbirliği kuruluşu olan CERN hakkında bilgi paylaşarak, dünyada şu anda en fazla veri üretilen Avrupa Parçacık Fiziği laboratuvarındaki verilerin yakalanmasından, bunların düzenlenmesine ve hizmete sunulmasına kadar yapılan son derece karmaşık veri yönetimi, veri hizmetçiliği işlerini anlattı. Bunun aynı zamanda hem teknik hem de beceriler açısından altyapı gerektirdiğini belirten Smith, açık bilimin iyi bilim yapmanın tek yolu olduğunu düşündüğünü söyledi ve veriyi doğru zamanda doğru biçimde paylaşmanın önemine değindi.

Tim Smith'in sunumuna erişmek için tıklayınız.

Delft Teknik Üniversitesi Veri Yöneticiliği Koordinatörü Marta Teperek“Veri Yönetiminde Kültürel Değişime Doğru“ başlıklı sunumunda; Delft Teknik Üniversitesi hakkında bilgi vererek, araştırmayı yeniden daha fazla üretilebilir yapmak için veri yönetiminin önemine vurgu yaptı. Amacı kampüs genelinde araştırma verileri yönetimi için iyi uygulamalar geliştirmek olan Delft Teknik Üniversitesi veri yöneticiliği hakkında bilgiler paylaşan Teperek, üniversitede veri yönetimi ve veri ile ilgili hizmetlere ilişkin yaptıkları çalışmaları anlattı. Kurumsal veri politikalarının bir yerde duran pasif pdf dokümanlar olmaması, disiplinlerarası farklılıkları göz önüne alan, aktif işlevsel politikalar olması gerektiğini belirten Teperek, veri yönetimi ile ilgili aşağıda yer alan her bir konu ile ilgili gereken çabanın ve etkisinin ne kadar olacağına yönelik izleyenlerin düşüncelerini paylaşmasını beklediği online bir anket yaptı. 

  • Bir veri arşivi kurmak
  • Önerilen veri arşivleri listesi oluşturmak
  • Veri yönetimi soruları için yardım masası kurmak
  • Veri yönetimi sorunlarının çözümü için adanmış web sitesi kurmak​
  • Veri şampiyonları programı oluşturma

Gelen cevaplar genel olarak çabaya gerek olduğu fakat etkisinin de fazla olacağı yönündeydi. Aynı zamanda hiç etkisi olmaz ya da az etkisi olur, fazla da çaba gerektirmez yönünde cevaplar da vardı.

Marta Teperek'in sunumuna erişmek için tıklayınız.

Araştırma Verilerinin Yönetimi ve Açık Bilim Çalıştayı - Oturum 2

TÜBİTAK-ULAKBİM Müdürü Mehmet Mirat Satoğlu’nun başkanlığında gerçekleştirilen ikinci oturumda ATHENA Araştırma ve İnovasyon Merkezi’nde Kütüphaneci ve Bilgi Sistemleri Uzmanı Elli Papadopoulou, Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü’nden Prof. Dr. Yaşar Tonta söz aldı. Oturumun videosuna erişmek için tıklayınız.

ATHENA Araştırma ve İnovasyon Merkezi’nde Kütüphaneci ve Bilgi Sistemleri Uzmanı Elli Papadopoulou, “Araştırma Verileri İttifakının (RDA) Rolü: Küresel - Avrupa - Yerel” başlıklı sunumunda dünya çapında veri odaklı yeniliklerin hızlanmasının ve veri paylaşımı ile değişiminin önündeki engelleri azaltan altyapı ve toplum faaliyetlerinin geliştirilmesine odaklanmış uluslararası bir üye kuruluşu olan RDA'nın rolü, amaçları ve küresel çaplı faaliyetleri hakkında bilgiler verdi. Araştırma Verileri İttifakının aylık toplantılarının herkese açık olduğunu belirten Papadopoulou, Avrupa'da Ulusal RDA Yardım Masaları'nın geliştirilmesine yönelik çalışmaları anlattı ve Türkiye’den RDA üyesi bir kurum ve ulusal bir yardım masası olmadığına dikkat çekti. Yunanistan'daki çalışmaları anlatan Papadopoulou, RDA'nın Avrupa çapında çalışmalara destek olacak elçiler aradığını ifade etti.

Elli Papadopoulou'nun sunumuna erişmek için tıklayınız.

Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü’nden  Prof. Dr. Yaşar Tonta, “Açık Bilim Altyapısı ve Araştırma Verilerinin Yönetimi” başlıklı sunumunda, temel olarak Açık Bilimin araştırma çıktılarına (bilimsel yayınlar ve veriler) ve süreçlerine (yöntem ve araçlar) herkesin serbestçe erişmesini, bunların ortak kullanımını, dağıtımını ve üretimini kolaylaştıran bilim uygulaması olarak tanımlandığını ifade eden Tonta, bu güne kadar Türkiye'de bilimsel yayınlara açık erişimin konuşulduğunu ancak verilere ya da yöntemlere açık erişimin yeni yeni konuşulmaya başlandığını söyledi. Açık Bilim Ekosisteminin, araştırma sürecinde yapılacak bütün işlemleri kolaylaştırmaya yarayan kolaylık birimleri olarak tanımlanan araştırma altyapılarının bütün bileşenlerini kapsadığını ifade eden Tonta, "Açık Bilim Ekosistemi" ve "Araştırma İş Akışı" hakkında detaylı bilgi verdi. Veri ve veri yönetiminin önemine değinen Tonta, veri  yayın piramidi, araştırma verileri ekosistemi ve FAIR Veriler (Findable=Bulunabilir, Accessibe=Erişilebilir, Interoperable=Birlikte Çalışabilir, Reusable=Yeniden Kullanılabilir) üzerinde durdu. Gündemde  olması gereken ve daha çok Açık Bilim tarafını ilgilendiren "Akıllı Açıklık"ın söz konusu olduğunu ifade eden Tonta, veri bazında uluslararası örgütlenmelerin söz konusu olduğunu söyledi. Bunlardan biri olan Avrupa Açık Bilim Bulutu'nun, Açık Bilim Ekosisteminde çok ağırlıklı olarak yer kaplayan araştırma  verilerinin kuluçka döneminden yayın haline gelip daha sonra değerlendirilme dönemine kadar gerekli olan bütün altyapı bileşenlerinin yerli yerine oturtulması demek olduğunu belirten Tonta, örgütsel ya da ulusal düzeyde verilerle ilgili altyapıların  diğer sistemlerle konuşabilir bir şekilde yapılmadığı taktirde Avrupa Açık Bilim Bulutu'nda da varlıklarının kolay olmayacağını, bunları yapan veri arşivlerinin ise kolayca entegre olabileceğini ifade etti. Avrupa Açık Bilim Bulutu bileşenleri olarak; Avrupa ortak veri altyapısı, ortak işlevler, yerel  hizmetler, ulusal veri merkezleri, yönetişim, sürdürülebilirlik, güven konularına değinen Tonta, Türkiye'deki durum hakkında bilgi verdi. 14 yıl önce Türkiye tarafından da imzalanmış olan OECD Kamu Destekli Araştırma Verilerine Erişim Bildirgesi ve TÜBİTAK Bilim Kurulu'nun 2013 yılında Türkiye Ulusal Veri Merkezi Kararını gündeme getirerek, çok bir yere gidilemediğini söyleyen Tonta, açık bilim konusunda neler yapılması gerektiğini sıraladı: 

  • Araştırma altyapıları
  • Açık kaynak yazılımlar
  • Açık (FAIR) veri üretimi
  • Açık birleştirme (entegrasyon)
  • Açık politikalar, sözleşmeler
  • Standartlar
  • Veri hizmetleri
  • Akademik kültürün değişmesi

Prof. Dr. Yaşar Tonta'nın sunumuna erişmek için tıklayınız.

Araştırma Verilerinin Yönetimi ve Açık Bilim Çalıştayı - Oturum 3

Başkanlığını İbn Haldun Üniversitesi Kütüphane Direktörü Sönmez Çelik’in yaptığı öğleden sonraki üçüncü oturumda ise; COAR (Confederation of Open Access Repositories - Açık Erişim Arşivler Konfederasyonu) Danışmanı İlkay Holt, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı Gültekin Gürdal ve TÜBİTAK’tan Ebru Soyuyüce Aydın söz aldı. Oturumun videosuna erişmek için tıklayınız.

COAR (Confederation of Open Access Repositories - Açık Erişim Arşivler Konfederasyonu) Danışmanı İlkay Holt, “Açık Veri Yönetiminde Çerçeve Yapılar, Standartlar” başlıklı sunumunda literatürümüze çok fazla yansımayan açık veri konusundaki ilkelerin, çerçeve yapıların, konuşulan standartların neler olduğu konusundan bahsedeceğini belirtererek, herkes tarafından serbest şekilde kullanılabilir, yeniden kullanılabilir ve yeniden dağıtılabilir veridir şeklinde açık verinin tanımını yaptı. Verinin hiç açılmayacak olsa bile birtakım yapılara ve standartlara göre işlenip, saklanması ve verinin açılmak istendiği zaman da ulusal ya da global sistemlere etkileşimi olabilmesi için birlikte işlerlik ilkesine uygun yapılanmasının sağlanması gerektiğini söyleyen Holt, açık veriyi oluştururken düzgün bir şekilde depolamaya  itecek olan ilk çerçeve yapı TBL 5 yıldızın, web’in kurucusu Tim Berners Lee tarafından Bağlı Açık Veri (LOD) konsepti ile ortaya çıktğını ve veriyi açık bir lisans ile web de paylaşma, makinece okunur hale getirme, korumasız bir formatta kullanma, objeleri tanımlamak için W3C açık standartlarını kullanma ve verinin diğer insanların verisine linklenmesi şeklinde 5 adımdan oluştuğunu ifade etti. 2015 yılında da özellikle Avrupa'da FAIR ilkelerinden bahsedilmeye başlandığını bunu da bağlı açık veriden bağlı veriye bir dönüş şeklinde yorumladığını belirten Holt, kapalı kalması gereken verilerin yerel arşivlerde tutulurken aynı zamanda standartlara göre işlenebiliyor olması ve araştırma yönetim planlarının geliştirilmesi gerekliliğine vurgu yaptı. FAIR (Findable=Bulunabilir, Accessibe=Erişilebilir, Interoperable=Birlikte İşlerlik, Reusable=Yeniden Kullanılabilir) ilkelerinin, Tim Berners Lee'nin TBL 5 yıldızından en önemli farkının kümülatif olmaması, herkesin kendisine göre alıp yorumlayabilecek olması olduğunu söyleyen Holt, diğer farklarını ise odak noktasının açık olmasından ziyade erişim hakları üzerine olduğu, verinin kaynağına, doğru atıf yapılmasına ve sürekliliğine dikkat çekmesi, teknik spekifasyonları dayatmayıp olması gereken prensip ve ilkeleri sunması olarak sıraladı. FAIR prensiplerinin her birini yani Findable=Bulunabilir, Accessibe=Erişilebilir, Interoperable=Birlikte İşlerlik, Reusable=Yeniden Kullanılabilir olmasını detaylı olarak açıklayan Holt, son olarak açık veri olmasa bile eldeki verileri işlerken FAIR ilkelerinin her zaman gündemde olması gerektiğine dikkat çekti.

İlkay Holt'un sunumuna erişmek için tıklayınız.

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı Gültekin Gürdal, “Avrupa Birliği için Açık Veri ve OpenAIRE Advance” başlıklı sunumunda, kamunun araştırma için, araştırmacının maaşı ve abonelik olmak üzere 3 defa ödeme yapıyor olmasının açık erişime duyulan ihtiyacı ortaya koyduğunu söyleyerek, açık bilimin sadece açık erişim demek olmadığını, açık eğitim kaynakları, açık hakemlik, açık metodoloji, açık kaynak, açık veri'yi de içerdiğini ifade etti.

Tüm dünyanın, araştırma harcamalarının 1/3’lük kısmını insanların %99’unun erişemeyeceği araştırma sonuçlarını yayınlamak için harcadığını belirten Gürdal, inovasyon için doğru kişi, doğru yer ve doğru zamanın önemli olduğunu ve araştırma sonuçlarının paralı online duvarların arkasında bırakılarak inovasyonun gerçekleştirilemeyeceğini söyledi. İnovasyonun sadece üniversite çalışanlarının tekelinde olmayıp, herhangi bir AR-GE merkezinde çalışan bir mühendisin de doğru bilgiye ulaşarak inovasyonu gerçekleştirebileceğini ifade eden Gürdal, artık yazanların ücretsiz, okuyanların ücret ödediği dönemin tersine döndüğünü, yazanların ücret ödeyeceğini okumak için ise herhangi bir ücret ödenmeyeceğini belirtti. Dünyadaki 2010-2018 yıllarındaki yayın sayıları ve açık erişim yayın sayılarının dağılımı ile ilgili bilgiler veren Gürdal, şu anda açık erişim yayın sayısının %20 civarlarında olduğunu ifade etti. Hollanda ve Almanya başta olmak üzere dünyada açık bilim ile ilgili yapılan çalışmalara ilişkin bilgiler paylaşan Gürdal, Avrupa Birliği tarafından kurulan Avrupa Açık Yayıncılık platformu ile ilgili bilgi verdi ve AB'nin özellikle kendi fonladığı proje sonuçlarını bu platformda yayınlanmasını isteyeceğini belirtti. Bu tip platformların yaygınlaşacağını ifade eden Gürdal, şu anda uygulamada olan "Welcome Open Research" hakkında bilgi paylaştı.

Yayınların %70'e yakınına  ulaşılabilen korsan web sitesi SciHub, kullanım istatistikleri ve hangi ülkelerin kullandığına dair bilgi veren Gürdal, kullanımın bu kadar çok olmasının nedeninin eşitsizlik olduğunu, yüksek abonelik ücretlerinin ödenerek yayınların hepsine erişilmesinin mümkün olmadığını ifade etti ve Türkiye'de tezlerle ilgili çıkan yasaya değindi.

Araştırmacıların artık farklı metriklerle değerlendirilmeye başlandığını, makale sayısının ya da nerede yayınlandığının  önemini kaybedip, öğretim kalitesi, ülke ekonomisine katkısı ve endüstriye hizmet ve ürün olarak dönüşünün dikkate alındığını söyledi. İYTE'nin de proje ortakları arasında yer aldığı, 34 ülkeden 50 ortaklı bir AB projesi olan OpenAIRE Advance, Avrupa Açık Bilim Bulutu (EOSC) ve Zenodo hakkında bilgi veren Gürdal, Harward Üniversitesi'nin veri yönetimi için kullandığı dataverse  isimli açık kaynak kodlu programa benzer standart olabilecek bir programın Türkiye'de de kullanılabileceğini söyledi.

Çok önemli bir gelişme olarak Avrupa'da çeşitli ülkelerden 11 büyük fon sağlayıcının adına "Plan S" dedikleri bir karar aldıklarını ve 1 Ocak 2020'den itibaren hiçbir projeye sonuçları açık erişim olmazsa destek vermeyeceklerini açıkladıklarını belirten Gürdal, açık erişimle ilgili hazırlanan Paywal isimli belgesele değinerek, bu belgeselin izlenmesini önerdi.  

Gültekin Gürdal'ın sunumuna erişmek için tıklayınız.

TÜBİTAK’tan Ebru Soyuyüce Aydın, “Açık Arşive Doğru” başlıklı sunumunda açık bilim, açık erişim konusunda TÜBİTAK tarafından neler yapıldığını anlattı. TÜBİTAK tarafından her yıl gerçekleştirilen Sağlık Bilimlerinde Süreli Yayıncılık Sempozyumlarından 2006 yılında yapılan 4.Ulusal Sempozyumunda, "Bilimsel Yayınlara İnternet Üzerinden Açık Erişimin Süreli Yayımcılığın Niteliğine Etkisi" ve 2007 yılında yapılan 5.Ulusal Sempozyumunda "Küreselleşme Sürecinde Yayıncılık: Açık Erişim" konularında bilgilendirme yapıldığını belirten Aydın, dolayısıyla TÜBİTAK'ın yapmış olduğu sempozyumlarla tüm dünya ile eş zamanlı olarak açık erişimin önemine vurgu yapmaya başlamış olduğunu ifade etti. 2015 yılında TÜBİTAK tarafından Açık Bilim Komitesi'nin kurulduğunu söyleyen Aydın, bu komitenin amacının açık bilimin desteklenmesi, açık bilim ve açık erişim konusunda kurumsal ve ulusal politikaların oluşturulması, Avrupa Birliği müktesebatı ve çerçeve programlar kapsamında takibinin yapılması, hukuksal boyutunun belirlenmesi olduğunu belirtti. Komitenin şu ana kadar Açık Erişim Politikası çalışmalarını gerçekleştirdiğini ve politika dokümanını oluşturduğunu açıklayan Aydın, açık erişimin başarısındaki en büyük etkenin kişisel ve kurumsal farkındalığın oluşması olduğunu, bu nedenle de 2015 yılında açık erişim farkındalık ve memnuniyet anketi yaparak, sonuçlarını TÜBİTAK web sitesinde yayınladıklarını ve sonuçların uzmanlar tarafından tartışıldığını söyledi. 5. Ulusal Açık Erişim Konferansı'nın (AE 2016) TÜBİTAK-ULAKBİM ev sahipliğinde gerçekleştirildiğini ve bu konferansta "Türkiye Akademik Arşivi"nin Beta sürümünün tanıtımının yapıldığını ifade eden Aydın, TÜBİTAK-ULAKBİM tarafından bilgiye daha kolay ve istikrarlı ulaşılabilmesini temin amacıyla bu uygulamanın geliştirilmesine karar verildiğini ve http://arsiv.ulakbim.gov.tr/index adresinden güncel olarak toplam 62 kurumda ve 560.815 kayıt içerisinde arama yapılabildiğini belirtti. 2014 yılında YÖK’ün başlattığı kurumsal arşiv çalışmalarının bir sonucu olarak "Türkiye Akademik Arşivi" çalışmalarına başladıklarını ifade eden Aydın, 62 kurumun çok az olduğunu ve daha fazla üniversitenin arşivini kurarak “Türkiye Akademik Arşivi”’nde harmanlanmasını beklediklerini söyledi. Eylül 2017'de Araştırma Verilerinin Yönetimi konusunda alanında uzman insanlar tarafından eğitimler verilmeye başlandığını, Büyük Veri, Araştırma Verilerinin Yönetimi, ABD ve Avrupa’dan Örnekler, Türkiye’de Durum, Veri Yönetimi Planı vb konularında farkındalık sağlanmasına çalışıldığını belirten Aydın, TÜBİTAK Kurumsal Arşivinin alt yapı hazırlıklarına başlandığını açıkladı. Kurumsal arşiv oluşturulması aşamasında hem farkındalık yaratmak hem de verileri nerede sakladıkları, ne kadar veriye sahip oldukları ve verilerin uzantısının ne olduğu gibi konularda bilgi toplayabilmek amacıyla bir anket çalışması yaptıklarını belirten Aydın, anketin ARBİS’e kayıtlı kişilere gönderildiğini ve anket sonucu bir rapor hazırlandığını ifade etti. Latince Açık anlamına gelen Aperta'yı TÜBİTAK Açık Arşivi'nin ismine uygun gördüklerini söyleyen Aydın, Aperta'nın fonlayan bir kurum olarak TÜBİTAK’ın entelektüel birikimini dijital ortamda birarada toplayacak olan bir yapıda, kurumun araştırma sonuçları üzerindeki kontrolünü sağlamlaştırarak, kurumun ve araştırmacıların daha iyi tanınmasını, dolayısıyla saygınlığının arttırılmasını sağlaması bakımından da özel bir öneme sahip olacağını ifade etti ve Aperta ile ilgili detaylı bilgiler paylaşarak, içerikte hangi koleksiyonların yer alacağı ile ilgili düşüncelerini paylaştı:

  • TÜBİTAK tarafından fonlanan projelere ait;
    • Sonuç raporların tam metinleri (zorunlu)
    • Araştırma verileri (metadata: zorunlu – tüm veri: gönüllü)
    • Projeden üretilen yayınların yazar kopyaları (zorunlu)
      • Yayın türleri: makale, patent, bildiri, bağlantılı ek dosyalar ve diğer
  • UBYT tarafından fonlanmış yayınlar
    • Yazar kopyaları (zorunlu)
    • Araştırma verileri (gönüllü)
  • TÜBİTAK ve alt birimlerince üretilmiş TÜBİTAK adresli yayınlar
    • Yazar kopyaları (zorunlu)
    • Araştırma verileri (metadata zorunlu/tüm veri gönüllü)
  • Türk Ulusal e-Bilim e-Altyapısı (TRUBA) projesi kapsamında yapılan yayınlara
    • Yazar kopyaları (zorunlu)
    • Araştırma verileri (metadata zorunlu/tüm veri gönüllü)

TÜBİTAK Açık Arşivi Aperta'nın kuruma, araştırmacıya ve topluma sağlayacağı yararları sıralayan Aydın, TÜBİTAK olarak açık erişim konusunda diğer yapılanlarla ilgili olarak; CERN himayesinde başlatılan bir açık erişim projesi olan SCOAP3 (Sponsoring Consortium for Open Access Publishing in Particle Physics)'te yer aldıklarını, DergiPark'ta yer alan dergilerin doğrudan OpenAIRE portalında indekslendiğini ve OpenAIRE’de DergiPark’da bulunan 1500 akademik dergiye ait 300 binden fazla kayıt bulunduğunu ifade etti.

Ebru Soyuyüce Aydın'ın sunumuna erişmek için tıklayınız.

Araştırma Verilerinin Yönetimi ve Açık Bilim Çalıştayı - Oturum 4

Sabancı Üniversitesi Bilgi Merkezi Direktörü Deniz Baltacı’nın başkanlık ettiği dördüncü oturumda Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Zehra Taşkın, Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü’nden Öğr. Gör. R. Orçun Madran ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Öğr. Gör. Zeki Çelikbaş’ın sunumları ile çalıştay sona erdi. Oturumun videosuna erişmek için tıklayınız.

Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Zehra Taşkın, “Araştırma Verilerinin Yönetimi ve Türkiye’de Durum” başlıklı sunumunda araştırma verisinin “Bilimsel çalışmalarda birincil kaynak olan ve araştırma sonuçlarını doğrulamak için kullanılan sayısal çıktılar, metinsel kayıtlar, görseller ya da sesler gibi maddi kayıtlar” olduğunu belirterek, OECD'nin tanımına göre laboratuvar  notları, ilk analizler, makale taslakları, araştırma planları, hakem değerlendirmeleri, kişisel yazışmalar ya da fiziksel nesneler (ör., lab numuneleri, test hayvanları)  gibi kavramlar ve bunlarla ilgili verilerin araştırma verisi kapsamında yer almadığını ifade etti. 

Türkiye'de Açık Veri ve Araştırma Verisinin ilk defa ne zaman konuşulmaya başlandığına ilişkin bilgi paylaşan Taşkın, Ulusal Açık Erişim Çalıştaylarının başlaması ile beraber açık veri kavramı ile tanışıldığını, daha sonra "5. Uluslararası Değişen Dünyada Bilgi Yönetimi Sempozyumu"nda Hacettepe Üniversitesi tarafından araştırma verilerinin yönetimi ile ilgili bir çalıştay düzenlendiğini ve yine Hacettepe Üniversitesi tarafından düzenlenen "Araştırma Verilerinin Yönetimi Uluslararası Çalıştayı"nda araştırma verileri üzerine odaklanılmaya devam edildiğini ve günümüzde de bu çalışmaların devam ettiğini belirtti. 2012 Ulusal Açık Erişim Çalıştayı Sonuç Bildirgesi'nde birçok maddenin araştırma verisi ile ilgili olduğunu, 6 yıl geçmesine rağmen bu maddelerin henüz hayata geçirelemediğini ancak çalışmaların devam ettiğini söyleyen Taşkın, araştırma verisinin neden yönetilmesi gerektiği fikrinin yaygınlaşması gerektiğini bu amaçla TÜBİTAK-ULAKBİM'İn desteği ile "Araştırma Verileri Eğitimi Programı" düzenlendiğini ve katılımcılarla beyin fırtınası yapılarak Araştırma Verisinin Nasıl Yönetilmesi gerektiği üzerinde durulduğunu anlattı. TÜBİTAK-ULAKBİM youtube kanalı üzerinden bu etkinliğin tüm kayıtlarına ulaşılabileceğini ifade eden Taşkın, Türkiye'de yapılan çalışmalarda gördükleri en önemli soru işaretlerinden birinin verinin sahibinin kim olduğu yani, verinin yazara mı, fon veren kuruluşa mı, yoksa çalıştığı üniversiteye mi ait olduğu konusu olduğunu açıkladı. Aslında bu soru işaretinin cevabının pek çok politikada ve metinde verilmiş olduğunu belirten Taşkınörneğin tezlerin üniversiteye, fonlayıcı kuruluşlarca desteklenen proje verilerinin fonlayıcı kuruluşlara ait olduğunu, dolayısıyla verinin sahibinin kim olduğunun net olduğunu söyledi.

Daha  önce yapmış oldukları bir çalışmada Türkiye'deki duruma ilişkin; strateji veya politika yok, veri tanımı muğlak, kurumsal destek yok, bilgi ve teknik beceri sınırlı, heves ve farkındalık var sonuçlarına değinen Taşkın, bir önceki araştırmada olmayan maksimum ne kadar veri gelebilir, kaç kullanıcı kullanabilir, kullanıcıların bilinç düzeyi ne, hevesi ve farkındalığı var mı, bir araştırma verisi sisteminden beklentileri nedir gibi pek çok soruya cevap bulabilmek ve TÜBİTAK Açık Arşivi Aperta'nın maddi sınırlarını belirleyebilmek amacıyla ULAKBİM desteği ile yeni bir araştırma yaptıklarını ifade etti.  ARBİS’e kayıtlı 37.223 akademisyene anketin gönderildiğini, 1577 dönüş aldıklarını, zorunlu soruların cevaplanmaması gibi sebeplerden 269 anketin değerlendirmeye alınmadığını açıklayan Taşkın, anket sonuçlarına göre %71,4'ünün araştırma verisine atıf yaptığı, %72,7'sinin araştırma verisi ürettiği, %82,6'sının araştırma verisini kullandığı gibi ilginç cevaplarla karşılaştıklarını ancak bunların gerçekçi olmadığını, veriye atıf ile ilgili anlayışın düzeltilmesi gerekliliğine ihtiyaç olabileceğini söyledi. Verinizi nerede saklıyorsunuz sorusuna verilen cevapta %61,5 yerel bilgisayarlar, %12,4 bulut, %4,1 kurumsal arşiv, %1,9 açık erişim arşivi ve %0,8 ticari veri tabanları şeklinde olduğunu ifade eden Taşkın,  araştırmacıların verileri hangi formatta sakladıklarına ve ne kadar veri ürettiklerine ilişkin anket sonuçlarını paylaştı. Türkiye'deki akademisyenlerin, verilerin kamu yararı yerine kişisel çıkar sağlamak amacıyla kullanılması, yüksek gizlilik derecesine sahip veriler, verinin kullanımı ile ilgili şartların belirlenmesi, araştırmayı yapan kişinin haklarının korunması, verilerin denetim ve kontrolünün teminat altına alınması ve verilerin anonimleştirilmesi gibi konular nedeniyle paylaşım kaygısı yaşadıklarını ifade eden Taşkın, anket sonuçlarına ilişkin detayları paylaşmaya devam etti. %59'unun kamu kaynakları ile üretilen veriler açık veri olarak halkın kullanımına açılmalı, %67'sinin konu ile ilgili eğitimlere katılma konusunda istekli, %91'inin daha önce VYP hazırlamamış yani fikri yok, %49'unun TÜBİTAK projeleri için de VYP zorunlu olsun şeklinde cevaplar verdiklerini söyleyen Taşkın, neler yapılması gerektiği konusunda; araştırma verilerinin yönetimini de içeren maddelerin olduğu çok sağlam politikalar olması gerekliliği, politika yapıcılar, üniversiteler ve araştırma kurumları,  araştırmacılaryayıncılar, kütüphaneler ve veri merkezleri gibi paydaşlara önemli roller düştüğü, farkındalık çalışmalarının önemli olduğu ve eğitimler düzenlenmesi gerektiği konularına dikkat çekti.

Dr. Öğr. Üyesi Zehra Taşkın'ın sunumuna erişmek için tıklayınız.

Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü’nden Öğr. Gör. R. Orçun Madran, “Açık Bilim ve Açık Veri Nasıl Olmalıdır?” başlıklı sunumunda, açık bilim, açık erişim, açık veri, açık lisans, açık kaynak, açık eğitim, açık donanım gibi birçok kavramın uzun süredir konuşulduğunu, üzerinde çalışıldığını ve dünya genelinde de popüler kavramlar olduğunu söyleyerek, bunlarla ilgili hemen hemen bütün platformlarda var olmaya çalışıldığını ifade etti. En erken olarak 2005 yılında Gaziantep'teki Akademik Bilişim Toplantısı'nı hatırladığını belirten Madran, o toplantıdan itibaren inet-TR'lerin büyük bir kısmında, Anadolu'nun farklı üniversitelerinde yapılan çalışmaların büyük bir bölümünde bu konuların yer aldığını ve makaleler, bildiriler, tezler, raporlar, bildirgeler ortaya çıktığını söyledi. Creative Commons Türkiye'nin kuruluşu esnasında birtakım farklı çalışmalar yapıldığını, Gültekin Gürdal'ın önderliğinde OpenAIRE'in çalışmaları olduğunu ve Prof. Dr. Yaşar  Tonta ile birlikte kendisinin de yer aldığı Pasteur projesi, MedOAnet gibi birçok farklı projeler gerçekleştirildiğini, TÜBİTAK'ın birtakım çalışmaları olduğunu, YÖK YAAP diye bir proje ortaya konulduğunu, ELPUB'lar, Bilgi Yönetimi Çalıştayları gibi birçok çalışma gerçekleştirildiğini hatırlatan Madran, Prof. Dr. Yaşar Tonta'nın "Hep inanmışlara konuştuk" sözüne atıfta bulunarak yeni bir şeyler denemek gerektiğine vurgu yaptı ve yeni birtakım farklı yollara başvurmaya ihtiyaç olduğunu belirtti.

Bu yollardan bir tanesinin eğitim olduğunu ifade eden Madran, bugüne kadar hep karar vericilere ulaşılmaya çalışıldığını, son yıllarda buna biraz daha yaklaşıldığını ifade etti. Özellikle üniversite ve araştırma kütüphanelerindeki profesyoneller olmak üzere Bilgi Belge Yönetimi Bölümleri'nin bu konular üzerinde çalıştıklarını ancak araştırmacıların, sektördeki profesyonellerin, akademide görev alan kişilerin ne bu konuda çalışmalar yapma konusunda, ne de kritik yoğunluk denilebilecek yoğun içeriğin açık erişimde veya açık bilim içerisinde yer almasını sağlamak konusunda çok da fazla kaygı duymadıklarını gözlemlediklerini dile getirdi. Bu konularda, yükseköğrenimde doktora, yüksek lisans seviyesinde ciddi anlamda bilgilendirmeye ihtiyaç olduğunu, öğrencinin henüz daha akademik kariyerinin başında iken veya herhangi bir şirkette profesyonel olarak çalışırken, belirli bir konuda uzmanlaşırken mutlaka bu kavramların içinden gelmesi gerektiğini savunan Madran, açık bilim nedir, açık erişim nedir, açık donanım bana ne sağlar, açık eğitim kaynaklarından nasıl faydalanabilirim, bu ekosistemin içinde nasıl yer alabilirim konularında bilgi sahibi olmaları gerektiğine vugu yaptı. Veri okuryazarlığı, bilgi okuryazarlığı gibi programlar ya da küçük eğitim yapıları olmasına rağmen Açık bilimle ilgili yapılandırılmış Türkçe bir eğitimin olmadığına dikkat çeken Madran, genele sunulabilecek bir içerik olmamasının daha geniş kitlelere, tabana bu bilgileri yaymayı engellediğini ifade etti. 

Nereden başlanabilir sorusuna halihazırda yapılmış bir çalışmanın üzerine bir şeyler koymanın daha anlamlı olacağını düşündüğünü söyleyen Madran, Amerika ve Avrupa genelinde yapılmaya başlanmış çalışmalardan biri olan Open Science Mooc diye bir projeden bahsetti ve bu proje kapsamında açık bilimle ilgili bir müfredat ve bu müfredata ek olarak da kitlesel açık çevrimiçi ders olarak ifade edilen internet üzerinden kişilerin girip bu zengin içeriklere erişerek eğitimi kendi kendilerine alabilecekleri bir yapı oluşturmaya çalışıldığını belirtti. Bu yapı içerisinde hem bir yandan bu içeriğe destek verecek bir topluluk geliştiğini hem de modüller ne olmalı, içeriği ne olmalı, modüllerle ilgili ne tür geliştirmeler yapılabilir konularında çalışmaların yürütüldüğünü ifade eden Madran, şu anda karar verilmiş toplam 10 modül olduğunu ve bu 10 modülün yıllar içinde konuşulan konuların hemen hemen bir çoğunu içerdiğini söyledi. Bu modüller:

  1. Açık Prensipleri
  2. Açık İşbirliği
  3. Tekrarlanabilir Araştırma ve Veri Analizi
  4. Açık Araştırma Verileri
  5. Açık Araştırma Yazılımları ve Açık Kaynak
  6. Bilimsel Çalışmalara Açık Erişim
  7. Açık Değerlendirme
  8. Toplumun Bilimle Buluşması
  9. Açık Eğitim Kaynakları
  10. Açık Savunuculuk

Yüksek lisans, doktora veya lisans öğrencisinden tutun da bir kütüphane profesyonelinin bu konudaki savunuculuğuna kadar çok geniş yelpazede bir eğitim programı olduğunu belirten Madran, tamamen Creative Commons ile lisanslanmış olan bu eğitim programının birtakım farklı modüllerle zenginleştirilebilir, isimlerinin değiştirilebilir olduğunu söyledi. İhtiyaçlar doğrultusunda içeriklerin öncelikle Türkçeleştirilebileceğini daha sonra üzerinde birtakım değişiklikler yapılabileceğini ifade eden Madran, birtakım uygulama çalışmaları ile Mooc'un çok daha zengin öğrenme içeriği haline gelebileceğini belirtti. Her yeni eklenen kavramın Mooc yapısı içinde bir modül olarak ya da modülün bir parçası olarak yerleştirilmesinin önemli bir katkı olacağını ifade eden Madran, örneğin Google Dataset Search'in nasıl çalıştığı ile ilgili çalışmaların Mooc'a eklenebileceği önerisini paylaştı.

İçerik geliştirilirken faydalanılabilecek farklı eğitim kaynakları olduğunu ifade eden Madran, Açık Veri Kullanımı Uygulamalı Eğitimi, Creative Commons 101 eğitimi gibi mevcut eğitimlerin de bu yapının içerisine yerleştirilebileceğini söyledi. İnsanların kendi kendilerini test edebilecekleri online yapılacak bir test ile Açık Bilim Sertifikası haline dönüşebileceğini belirten Madran, anlattığı bilgileri http://mooc.acikbilim.org/ bölümüne yerleştirdiğini, bu bölümde Open Science Mooc ile ilgili genel bilgilerin yer aldığını, içeriklerine bakılabileceğini, modüllerin tanımlarının detaylı olarak incelenebileceğini ifade etti. Bir form hazırladığı bilgisini paylaşan Madran, bu modüllere katkı sağlayabilecek kişilerin bu formu doldurmalarını, form aracılığı ile genel görüşlerini paylaşmalarını istedi. Başlangıçta çevirilerin, hazır eğitimlerin bunlara entegresyonu olabileceğini belirten Madran, iletişim bilgilerini paylaştı ve çevrimiçi eğitime destek olabilecek bir topluluk oluşturulabilirse ve bu eğitim platformu içinde herkes yaptığı çalışmaların bir bağlantısını sağlayabilirse çok hızlı ilerlenebileceğini ifade etti. Formun yaygınlaşarak, çok fazla kişi tarafından ilgili modüllere destek verilmesini arzu ettiğini belirten Madran, tüm katılımcılardan bu konuda destek istedi.

Öğr. Gör. R. Orçun Madran'ın sunumuna erişmek için tıklayınız.

İstanbul Teknik Üniversitesi'nden Öğr.Gör. Zeki Çelikbaş, “Büyük Veri” başlıklı sunumunda büyük veri ile ilgili eğitim aldığı Hintli bir arkadaşının büyük veriyi "Rubik Küp"e diğer bir ifade ile sabır küpü veya akıl küpüne benzettiğini, rubik küpün uzmanlarca hemen hemen aynı sürede ancak her bir uzman tarafından farklı yöntemlerle çözüleceğini, sonucun ise aynı olacağını söylediğini ifade etti. Büyük  verinin analizinin de buna benzediğini, farklı farklı yollardan gidildiğini ve aynı sonuca ulaşıldığını belirten Çelikbaş, büyük verinin özelliklerinin Çokluk (Volume), Çabukluk (Velocity) ve Çeşitlilik (Variety)  olduğunu hatırlattı. Bu özelliklerin her biri ile ilgili açıklama yapan Çelikbaş, "Çokluk" ile ilgili olarak; büyük  verinin birçok insan tarafından kabul edilen tanımında, kontrol edilemeyecek şekilde çoğalıyorsa ve analiz ederken yeni veriler ekleniyorsa büyük veri olarak değerlendirildiğini ifade etti ve verinin düzenli bir yükseliş eğiliminde olmasının önemli olduğuna dikkat çekti. "Çabukluk" ile ilgili olarak da sosyal medya sitelerinde (facebook, google, whatsapp, twitter) verilerin çok hızlı bir şekilde indekslendiğini ancak yetişilemediğini, verilerin çok hızlı bir şekilde günden güne arttığını belirten Çelikbaş, "Çeşitlilik" ile ilgili olarak verinin tek formatta olmayıp, birçok formatta olduğunu (xml, spreadsheet, txt, video, resim dosyaları gibi) ifade etti ve verinin temellerinin iyi öğrenilmesi gerektiğine vurgu yaptı. 1950'lerde verilerin TXT olduğunu, daha sonra CSV ve SQL halini almaya başladığını, 1970 yılında SQL ile birlikte tablolar şeklinde adı-soyadı, adresi gibi alanların olduğu ilişkisel veri tabanlarının devreye girdiğini belirten Çelikbaş, günümüze çok yakın bir dönemde ilişkisel veri tabanlarının NoSQL veri tabanlarının tehdidi altına girdiğini söyledi. NoSQL veri tabanlarının neredeyse CSV ve TXT tabanlı olarak geriye dönüş olduğunu, ancak önemli kolaylık sağladığını ifade eden Çelikbaş, SQL ad-soyad, adres, telefon numarası gibi alanların girilmesini mecbur tutuyorken NoSQL'un esneklik sağladığını, örneğin birinci kayıtta yemek tarifi, ikinci kayıtta hikaye, üçüncü kayıtta resim adresi gibi istenilen veri girişlerini yapmayı mümkün kıldığını ve günümüzde çok fazla kullanılmaya başlandığını, dağıtık bir yapı sunduğunu belirtti. Günümüzde NewSQL çıktığını ve yine başa dönüldüğünü ifade eden Çelikbaş, NewSQL'in NoSQL veri tabanındaki kolaylıkları eski bildiğimiz ilişkisel veri tabanlarına getirerek daha rahat kullanmayı sağladığını söyledi. 

dSpace, Zenodo, Imeji, Geowerver, Geoportal gibi veri depolama sistemleri olduğunu ve herkes tarafından kullanılabileceğini belirten Çelikbaş, standartları tutturmanın ve kurumların veri arşivi kuracağı zaman metadata protokollerinin birbirleriyle konuşmasının sağlanmasının önemine dikkat çekti. Veri ticareti ve analizi konularına değinen Çelikbaş, veri sistemlerinin çok fazla seçenekler sunmaya başladığını, artık veri satın aldığımız gibi kendi verilerimizi de satabildiğimizi söyledi. Cep telefonları, GPS alıcıları vb. yollarla  herkesin veri ürettiğini ve artık STREAMR gibi sitelerle herşeyin karşılıklı olmaya başlayacağını, ne kadar veri yüklenirse o kadar veriyi kullanma hakkı olacağını belirten Çelikbaş, veri değiş tokuşu yapılabilecek site örnekleri paylaştı. Artık internetin güvenilirliğini kaybettiğini ifade eden Çelikbaş, internette merkezileşme dalgası başladığı, facebook, google gibi birkaç şirketin oyun alanına dönüştüğü, özel verilerin whatsapp vb. ile paylaşıldığı, sosyal medya yazışmalarında kişilerin kimlikleri konusunda doğru söyleyip söylemediklerinin bilinemeyeceği gibi örnekler paylaşarak, internetin yapısı gereği güvenilir olmadığını ve bir değişim noktasına gelmesi gerektiğini vurguladı.

BLOCKCHAIN'in buna bir çözüm olduğunu belirten Çelikbaş, BLOCKCHAIN'in anonimlik sağlarken aynı zamanda gizlilik ve doğruluk da sağladığını ifade etti ve çalışma şeklini anlattı. İnternetteki güvensizlik sorununu çözen BLOCKCHAIN'in kütüphanecilerin de geleceği olacağını ifade eden Çelikbaş, verilerin sahipsizliği, ID'lerinin olmaması vb. sorunların BLOCKCHAIN gibi dağıtık sistemlerle çözüleceğini belirtti. DOI, Handle, Researchers ID, ORCID ID gibi kullanılan merkezi kimlik tanımlayıcılarının geçici olduğu, yerlerini merkezi olmayan tanımlamalara bırakabileceği yönünde düşüncelerini paylaşan Çelikbaş, bu tanımlayıcıların hepsinin  merkezi olduğunu, dolayısıyla merkezin çökmesi ile örneğin dergilere erişimin göçebileceğini ifade etti ve algoritmalarının gizli olduğunu, numaraların nasıl verildiğinin bilinmediğini ifade etti.

Gelecekte, merkezi olmayan (DID-Decentralized Identifiers) yani kayıtçıdan  bağımsız tek bir merkezde olmayan kodlar üretileceğini ve bu kodların BLOCKCHAIN'e kaydolacağını söyleyen Çelikbaş, bu BLOCKCHAIN'lerin birçok sunucuya dağılacağı, sunuculardan birinin gitmesi durumunda diğer sunucunun onun yerini alacağı veya kayıtla oynanması durumunda güvenilir olanlarının onun fake olduğunu anlayacağı ve üzerine yazacağı örneklerini vererek, BLOCKCHAIN'in çalışma şeklini anlattı. PDF'lerin 2.0 standardı geldiği ve en önemli özelliğinin ID sistemi olduğu, her bir dokümanın iki ID'den oluştuğu, başlangıçta bu iki ID'nin de aynı olduğu ancak dokümanda değişiklik yapılması durumunda ikinci ID'nin otomatikman değiştiği bilgisini paylaşan Çelikbaş, böylelikle bir PDF dokümanın ilk oluşturulmasından en güncel haline kadar izlenebileceğini ve merkezi olmayan kayıtçılarda depolamanın son derece kolay olduğunu belirtti. Çelikbaş, katılımcılara kurumsal arşivlerine kendilerinin üretip, koyacakları PDF dokümanlarında 2.0'a geçmeleri önerisinde bulundu. 

Kayıtçıdan bağımsız bir dosyalama sistemi olan IPSF (Inter Planetary File System) hakkında bilgi paylaşan Çelikbaş, IPSF'nin her bir dosyaya bir ID verdiğini ve o ID'nin dünyaya dağıldığını, o dosyaya ID'yi yazan kişinin dünyanın her yerinden o dosyaya ulaşabileceğini söyledi ve yakın bir zamanda merkezi sistemlerin yerini yavaş yavaş dağıtılmış ID sistemlerine bıracağını vurguladı.

Çelikbaş son olarak, verinin hiçbir zaman eskimeyeceği, verinin her zaman kaydedilmesi gerektiği, hiçbir şey yapılamıyorsa en azından bir harddiskte arşivlenmesi gerektiği konularına dikkat çekti.

Çıkan Haberler

Haber Başlığı Haber Kaynağı
Araştırma Verilerini Yönetimi ve Açık Bilim Çalıştayı Gerçekleştirildi TÜBİTAK ULAKBİM
“Araştırma Verilerinin Yönetimi ve Açık Bilim Çalıştayı” Üzerine bir Değerlendirme Yenimedya